Osmanlı İmparatorluğu, kuruluşundan itibaren her döneminde devletin merkeziyetçi yapısının gücünü korumak ve sürdürebilmek için sistemlerin varlığına ihtiyaç duymuş, önem vermiştir; tımar, iltizam, sancak ve devşirme sistemleri en çok bilinenlerdendir. Hem orduya asker hem de devlet idaresi için akıllı-bilgili yetkililerin yetiştirildiği devşirme sistemi ise, liyakate değer verilmesiyle imparatorluğun hız kazanarak genişlemesine hizmet eden belki de en önemli dinamiktir. Ancak ne yazık ki bu dinamikle devlet için kazanım sağlanırken, günümüz perspektifinden baktığımızda bu duruma maruz bırakılan birey açısından psikolojik sonuçlara yol açtığını yapılan araştırmaların da etkisiyle şu anda fark edebiliyoruz.

İlk Travma: Kökenlerden Kopuş

Öğretici tarih; Hristiyan erkek çocukların, eğitilmek üzere Balkanlar başta olmak üzere fethedilen topraklardan toplanıp Osmanlı Devleti himayesine alınan hayatlarını başarılarla dolu hikâyelermişçesine ele almış; bu hayatlar film ve dizilerde ise sık sık kahramanlıkla kendisine yer edinmiştir. Ama göz ardı edilen bir durum olarak hikâyelerin arka planında; aslında ailelerinden, akrabalarından ve doğup büyüdüğü yerel kültüründen zorla koparılmış, geçmişine dair tüm organik bağlarını kaybetmiş bir çocuk vardır. Henüz gelişim çağında, hayata karşı farkındalığı oluşmamış çocuklara, savunmasızlıklarından yararlanılarak götürüldükleri yeni vatanlarında yeni isimleriyle; oradaki düzene ayak uydurmaları, kendilerini ispatlamaları gerektiği için çabalamaları öğretilir. Mecburen geçmişteki kimliklerini “öteki” olarak görüp hızlı bir biçimde yeni kimliklerine adapte olmaları gerekir. Çünkü çocukların maruz bırakıldıkları bu hayat o dönem için ailelerinin veya çocuğun isyan edip karşısında durabilecekleri ve çözüm bulabilecekleri bir durum değildir. Artık ne yapacaklarına kendilerinin karar verdiği özgür bireyler değil, devlete hizmet eden birer projeye dönüştürülmüşlerdir.

wikipedia

Giydirilmiş Kimlik ve Sistematik Dönüşüm

Çocuklukta verilen eğitim, çocuğun dünyayı nasıl algılayacağını ve kendisini nasıl tanımlayacağını sessizce şekillendirir. Devşirme sisteminin özellikle genç çocukları hedef almasındaki amaç da buradan gelir. Yalın insan kimliğinin üzerine istenilen değerler eğitimle yerleştirilerek yeni bir kimlik inşa etmek istenir: Bu yeni kimliğin oluşumunda çocuğa, topluma uyum sağlaması için Şer’i Hukuk Bilgisi dersleri, Türk örf-âdetleri ve sistem içinde işe yarayan bir çark hâline gelebilmeleri için sadece askerî ve idari beceriler kazandıran eğitimler değil; tarih, fen bilimleri, sanat ve müzik dersleri de aldırılır. Böylelikle hem kapsamlı bir birikime sahip olurlar hem de bireyin zihinsel ve fiziksel dünyası, bütünüyle Osmanlı kültürü ve ideolojisiyle doldurulur.

Güç, Sadakat ve Kırılgan Bir Benliğin Arasında

Devşirilen çocuk, kendisine giydirilen yeni kimlikle beraber her insan gibi aidiyet hissini de yaşamak ister ve bu arzu zamanla içsel bir çatışmaya döner. Kimlik krizi de tam olarak burada başlar. Ailesinin, eski tanıdıklarının yerini; yeni adım attığı Enderun Mektebi veya mensubu olduğu Yeniçeri Ocağı’ndaki arkadaşlarının alması beklense de elimizde var olan sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın hayatı hakkındaki bilgiler doğrultusunda denilebilir ki bu tam anlamıyla mümkün olmaz. Çünkü bastırılan anılar ve duygular hafızamızın katmanlı yapısında en altta dahi olsa sessizce varlığını sürdürmeye devam eder. Geçmişteki yaşamını çağrıştıran en ufak bir koku ya da en ufak bir görselle birey eskiden kim olduğunu, nerede yaşadığını, öncesinde nasıl bir hayata sahip olduğunu hatırlamaktadır; üstelik bu hatırlama çoğu zaman bilinçli bir tercih değildir. Bağlarının radikal bir biçimde, onun rızası dışında koparılmasının verdiği ait olamama ve beraberinde gelen hüzün hissiyle; ona öğretilen “çabaladıkça yükselirsin” gayesine tutunup yeniden kök salmaya çalışarak, padişaha-ocağa sadık kalarak, devlet idaresinde güçlü konumlara gelmenin yani başarmış olmanın verdiği güç ve tatmin hissi arasında kalan bireyin, hayatını bu ikilemle idame ettirdiğini görürüz. Bu ikilemli ruh hâli bireyin iç dünyasında sürekli yeniden üretilir, ne yazık ki kalıcı bir izdir.

wikipedia

Kaynakça

  • Aslan, Seyfettin (2021). Yeniçeri Ocağı’nın Temeli: Devşirme Usulü. Turkish Business Journal2(3), 1-10.
  • Demir, Abdullah (2017). Osmanlı Devleti’nde Devşirme Sistemi. Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi (International Journal of Social Sciences)1(1), 19-27.
  • Bilgin, Asude ve Oksal, Aynur (2018). Kültürel Kimlik ve Eğitim. Academy Journal of Educational Sciences (ACJES)2(1), 82-90.
Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları, yazar(lar)ına aittir.
Bu içerik, Temsil.org editör ekibinin ve bu sitedeki diğer içerik üreticilerinin görüşlerini yansıtmaz.