Anadolu’nun her köşesinde evlerin avlularında taş fırınlar vardır. Bu fırınlarda çörekler, börekler,  baklavalar, poğaçalar pişirilir. Buralarda pişirilen ekmeğe, “Çörek” denir. Pişirilen ekmek miktarı da “Fırın” diye adlandırılır. Kadınlar birbirlerine; Kaç fırın çörek pişirdin? diye sorarlar. Bunun anlamı şudur; Fırının içi yaklaşık 25 bezi (beze: pişirilmemiş, şekil verilmiş hamur)  alır. Yani 25 bezi,  bir fırın çörek demektir. Çörek pişiren evin eğer 50 bezi hamuru var ise:  “İki fırın çörek pişirdim” der. Sizler için bu süreci fotoğrafladım.

Anadolu’da genellikle evin kadını, hamuru yoğurur. Bu hamur yoğurma işi meşakkatli bir süreçtir. Artık gelişen teknoloji ile  neredeyse her evde büyük hamur yoğurma makineleri  var. Hamur yoğurulduktan sonra mayası gelmesi için beklenir ve bezi alınmaya başlanır.

Bezi(Beze) Alan Kadın

 1- Alınan beziler, serin bir ortamda bekletilir. Bu Sırada ise taş fırın yakılmaya başlanır. 

2-Fırını yakmak için,  üzüm çubukları, çalı ve patates teveği kullanılır. Anadolu’da patates teveği;  Tarlaya ekilmiş patatesin toprağın altındayken onu sökmemize yardımcı olan bitkisidir. Bu bitki kurutulur ve fırında yakacak olarak kullanılır.

3-Fırın çörek pişirmeye hazır olana dek yakılır. Bu da şu şekilde anlaşılır; Fırının ikinci katının içindeki taşların rengi ateşin etkisiyle beyaza döner. Taşların beyaz renge dönmesine; “Fırın ağırdı” denilir. Daha sonra  ise ateşin yanması ile fırının ikinci katına is ve kül gelir. “Silgi” denilen, ucunda ıslak bir bez parçası olan sopa ile fırın silinir.

4-Fırından çıkan bez, tekrar temiz suya batırılır ve içerisi temizlenene kadar silinir.

5-Hamurlar, tahtaların üzerine dizilir ve fırına taşınır. Burada Hacı Ahmet amca eşine yardım ettiği için çok mutlu , poz vermekten çekinmiyor.

6-Ekmek küreğinin üstü unlanır ve hamurlar küreğin üstüne özenli bir şekilde serilir. Ekmek küreği ile fırının içine atılır. Bu önemlidir çünkü kadınlar arsında hamurun şeklini bozmadan fırının içine atabilen kadınlar “becerikli kadın” olarak adlandırılır.

7-Hamur’un ekmeğe dönüştüğü o anlar. Kokusu burnunuzu geldi galiba…

8-Pişen ekmekler, fırından çıkartılır ve tahtaların üstüne, üst üste gelmeyecek şekilde dizilir. Daha sonra tahtalar ile eve taşınır.

9-Hacı Ahmet amca ile Nezaket Teyze, 51 yıldır evliler ve 4 çocukları var. Her işlerini beraber yapıyorlar, hayatta birbirlerine hem eş hem de dost olmuşlar. Nezaket Teyze’nin; “Ben onu çok severim. Onun için her şeye katlandım, ona bile katlandım” demesi,  yarım asırlık evliliklerinin yükünü, Nezaket teyzenin omuzladığını hissettirdi. Şimdi ise Hacı Ahmet amca ekmek tahtasını omuzluyor. Galiba hayat müşterek.

Yardımları için, Nezaket-Hacı Ahmet Manap çiftine ve Feride Erdoğan’a teşekkür ederim.

Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları, yazar(lar)ına aittir.
Bu içerik, Temsil.org editör ekibinin ve bu sitedeki diğer içerik üreticilerinin görüşlerini yansıtmaz.