Bugün İran denince çoğumuzun önüne sadece siyah çarşaflar ve  kısıtlanmış bir hayat geliyor ama tarihin tozlu sayfalarını biraz karıştırınca insan gerçekten şaşırıyor. 1970’lerin Tahran sokaklarındaki fotoğraflara bakıyorsun, üniversite bahçelerinde özgürce tartışan, modayı takip eden, hayatın tam içinde kadınlar var. O karelerdeki kadınların duruşundaki özgüven sadece bir kıyafet meselesi değil, kadının kamusal alandaki varlığının, gücünün bir kanıtı gibi. Ama bugün o fotoğraflar, İranlı kadınlar için huzurlu bir geçmişten ziyade, ellerinden zorla alınmış bir geleceğin hatırası olarak kalmış durumda.

Yetkin Report

Devrimin Gölgesinde Kalan Haklar

İran tarihini anlamak için yan yana duran iki fotoğrafa bakmak yeterli, biri 1970’lerin Tahran Üniversitesi bahçesinde özgürce oturan, kahkahalar atan kadınlar, diğeri ise bugünün sokaklarında her adımı “ahlak polisi” tarafından gözetlenen, sınırları çizilmiş bir yaşam. 1979 Devrimi, İranlı kadınlar için bir gecede tüm kimliklerinin bir kumaş parçasının ardına hapsolması demekti. Devrim sadece siyasi bir değişim olmadı, en ağır faturayı yine kadınlar ödemiş oldu. Bir gecede hukuki varlıkları, aile içi hakları ve en  önemlisi kendi bedenleri üzerindeki söz hakları yok sayıldı. Bugün sokaklarda saçı göründüğü için baskı yiyen o kadınlar, aslında sadece bir örtüye değil, kendilerini eve hapsetmek isteyen koca bir zihniyete karşı direniyorlar.

Vietnam.vn

Hakkını Arayan Bir Neslin Yaşam Ve Özgürlük Talebi

İran sokaklarında yükselen sesler artık sadece yasaklara bir itiraz değil, çok daha geniş bir yaşam hakkı talebi. Bu süreç, kalbinde en temel insan haklarını kendi varoluşuyla savunan kadınlar olduğu için çok değerli. Onlar sadece kısıtlamalara karşı çıkmıyor, aynı zamanda kendi hayatlarının öznesi olma, yani kendi kararlarını verme hakkını geri istiyorlar.

Vietnam.vn

Atatürk’ün Vizyonu Ve Bir Modernleşme Köprüsü

İranda’daki bu çöküşü görünce, Atatürk’ün Türkiye’de yaptığı devrimlerin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Atatürk, kadını sadece eve ait bir figür olmaktan çıkarıp, Cumhuriyet’in asıl gücü hâline getirdiğinde aslında Türkiye’nin kaderini baştan yazmıştı. İran Şahı Pehlevi’nin Türkiye ziyaretinde Atatürk’ün hamlelerinden ne kadar etkilendiğini biliyoruz. Ama Türkiye’deki asıl fark, Atatürk bu devrimleri göstermelik olsun diye değil,  kadına seçme seçilme hakkı vererek, eğitimi laikleştirerek ve hukuku kadını koruyacak şekilde kurarak yaptı. Bugün biz kampüslerde özgürce yürüyebiliyorsak, kendi kararlarımızı alabiliyorsak, o sarsılmaz laik zemin sayesindedir.

İşte Atatürk

Coğrafyanın Kaderini Değiştiren İrade

İran ve Türkiye tarihini kıyaslayınca şunu net görüyoruz; bir toplumun ne kadar gelişmiş olduğunun tek gerçek ölçüsü kadın haklarıdır. İranlı kadınların bugünkü mücadelesi sadece bir başörtüsü davası değil, onurlu bir yaşam ve kaybedilen hakları geri alma davaları. Atatürk’ün bize bıraktığı en büyük ders, kadının elindeki o “kendi hayatını belirleme gücünü” asla kimseye devretmemesi gerektiği. İran örneği bize kazanımlar ne kadar büyük olursa olsun, onları koruyan laik bir hukuk sistemi ve sarsılmaz bir irade yoksa, bir gecede her şeyin puslu bir fotoğraf karesine dönüşebileceğini gösteriyor.

DergiCE

Hafızayı Taze Tutmak

İranlı kadınların hikâyesi bize şunu öğretiyor: Baskı ne kadar siyah-beyaz bir dünya dayatırsa dayatsın, özgürlük arayışı her zaman bir yolunu bulup o gri alanlardan filizlenir. Bugün İran’ın sokaklarında rüzgarda dalgalanan her saç teli, bir direnişin simgesi hâline geldi. İran’ın o modern geçmişinden bugünün gerçekliğine bakmak bize çok şey anlatıyor. Bizler, Atatürk devrimlerinin değerini sadece kitaplardan değil, İran’ın yaşadığı büyük dönüşüme bakarak da anlıyoruz. Kadın hakları özgürlüğün ana taşıdır. Bu taşı yerinden oynatmak isteyen her hamle, aslında koca bir geleceği karanlığa gömmek demektir.

Cumhuriyet Kadınları Derneği

KAYNAKÇA

Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları, yazar(lar)ına aittir.
Bu içerik, Temsil.org editör ekibinin ve bu sitedeki diğer içerik üreticilerinin görüşlerini yansıtmaz.