Otogarlar sadece yola çıkanların veya yoldan dönenlerin olduğu bir yer değildir. Gidenler eksilir, kalanların içinde bir ağırlık oluşur.Her peronda farklı bir duygu yaşanır. Bu yüzden otogarlar gidenlerin, kalanların ve bekleyenlerin sessiz hikayelerini barındırır.

Otogarlar, bir şehrin en kalabalık gibi görünen ama içinde en çok yalnızlık barındıran yerleridir. Birbirine bu kadar zıt duyguların aynı anda yaşandığı bu tür mekânlar çok az bulunur. Kimileri için bir bekleyişi, kimileri için bir vedayı, kimileri için ise yepyeni bir başlangıcı temsil eder. Her bir peronda farklı yüzlerle, farklı duygularla karşılaşırız. Tam da bu yüzden otogarlar bize bambaşka hayatların içinden bambaşka görüntüler sunar.

Bir Perondan Eksilenler

Gidenler çoğu zaman yanında sadece bavullarını götürmez; hem arkalarında bıraktıklarının eksikliğini hem de baş etmesi zor bir özlem duygusunu da yanlarına alırlar. Herkes daha otogara girdiği andan itibaren bunun farkındadır fakat kimse sesini çıkarmaz. Vedaların kimi çok kalabalıktır, kiminin ise vedalaşmak için yanında kimsesi yoktur. Kimi gidişler yepyeni bir başlangıç için dahi olsa, o buruk hüznü giden her daim içinde taşır.

Otobüs camından son bir kez dışarı baktığınızda, hem arkanızda bıraktıklarınızı görür hem de yeni bir yere gidecek olmanın heyecanını yaşarsınız. Duygular birbirinin içine geçer ve ne hissedeceğinizi bilemeden dışarıyı izlersiniz. Kendinizi tamamlamak için bir yola çıkmış dahi olsanız, aslında geride bıraktıklarınız —iyi veya kötü fark etmeksizin— sizden bir şeyler eksiltir.

Bildiğiniz sokaklar, tanıdığınız semtler alınan yolla birlikte yavaş yavaş kaybolur. Bu hissi yaşamak için illaki her zaman yaşadığınız yerden yola çıkmış olmanıza da gerek yoktur. Tatil yaptığınız ve sadece bir haftalık mazisi olan bir yer bile olsa, orada geçirdiğiniz anları geride bırakmış gibi hissedersiniz. Çünkü aslolan geçirilen süreden ziyade, orasıyla kurulan aidiyettir.

İstanbul Delisi

Gidenin Ardında Kalanlar

Vedalar hiçbir zaman tek taraflı değildir. Giden kadar kalanlar da o keskin yalnızlıkla baş etmeye çalışırlar. Hava kaç derece olursa olsun otogarda hissedilen o soğuk, aslında fiziksel değil; duygularımızın bize hissettirdiği bir soğuktur. Bu noktada aklımıza “Gidene mi zor, kalana mı?” sorusu gelir. Hemen birçok yerde karşımıza çıkan bu sorunun cevabı oldukça belirsizdir. Giden kişi ne kadar yabancı bir yerde belirsizlikle mücadele ediyorsa, kalan kişi de gidenin yokluğuyla, o çok tanıdık olan yerlerin kendisine bir anda yabancılaşmasıyla mücadele eder.

Geçilen sokaklar, görülen mekânlar adeta giden kişiyle yaşadığınız anıları tekrar canlandırır. Etrafınızda algıladığınız her şey, içinizdeki özlem duygusunun biçimlenmiş halidir. Hep yürüdüğünüz yollar, aynı olmasına rağmen artık daha uzun gelir; hatırınızda kalan yerler içinizdeki hüzün duygusunu daha çok pekiştirir.

Gitmek eylemi çoğu zaman yeni bir karar ve bir tercih etme meselesidir. Fakat geride kalan olmak, hiçbir zaman seçilmiş bir tercihe bağlı değildir; kendi içinde zorunluluktan gelen bir kabullenmeyi barındırır. Belki de kalan olmak, biraz da bu sebepten çok daha zor gelir.

Otogarda Tanınan Hayatlar

Otogarda gezerken farkında olmadan bambaşka hayatların kısa da olsa bir anına tanıklık ederiz. Bu tanıklık bazen bir karşılamayı, bazen bir uğurlamayı, bazen de sessiz bir bekleyişi içerir. Herkes kendi dünyasında var olur fakat bu anlık kesişmeler kendimizi farklı bir hikâyenin parçasıymış gibi hissettirir. Otogarlar bu sebepten sadece bir yolculuk durağı değil; birbirinden farklı duyguları aynı anda barındıran, farklı hislerin iç içe geçtiği birer yaşam merkezidir.

Her ne kadar farklı duygulara tanıklık etsek de oradaki hiçbir duygu bize yabancı gelmez. Ya geçmişte aynı anın içinde bulunmuşuzdur ya da bir gün o anın içinde bulunabileceğimizi hiç unutmayız. İşte bu yüzden otogar gibi bir yerde ister 5 dakika ister 5 saat geçirin, oranın içinizde bıraktığı his ile daimi bir bağ kurarsınız.

Ankara Masası

Kısacası otogarlar, insan hayatının sürekliliğini gözler önüne seren ve hatıralarımızı en sade haliyle bize hatırlatan mekânlardır. Orada bulunan insanlar da dahil olmak üzere her şey, her zaman bir hareket halindedir. Bu akışın içinde insanlar aslında yaşadığı hayatın ne kadar değişken olduğunu ve o an içinde bulunduğu zamanın bir süre sonra sadece bir anı olarak hatırında yer alacağının farkına varır.

İnsanlar etrafı izlerken aslında yaşamın da bir yansımasını izlemiş olurlar. Herkes tam olarak kendi yolunda ilerler fakat kimse sabit bir yerde durmaz. Bu gözlemin getirdiği farkındalık insana biraz yalnızmış gibi hissettirse de aslında bu devinimin hayatın bir parçası olduğunu gördüğü için içsel bir rahatlama hissi de getirir. Bu sebeple otogarlar, hayatımızda geçip gidilen ama ruhumuzda derin izler bırakan mekânlar arasında daima yerini korur.

Kaynakça

  • Client challenge. (n.d.). https://www.scribd.com/document/616800446/%C5%9Eehir-ve-%C4%B0nsan-2010
  • Client challenge. (n.d.-b). https://www.scribd.com/document/190729594/Gaston-Bachelard-Mekan
Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları, yazar(lar)ına aittir.
Bu içerik, Temsil.org editör ekibinin ve bu sitedeki diğer içerik üreticilerinin görüşlerini yansıtmaz.