Çocukluğumuzdan bu yana, kendimizi mutlu etmek, umutlu olabilmek için bilinçli olarak yaptığımız hayal kurma eylemi; yetişkinlik hayatımızda sorunlardan kaçış olarak kullandığımız bir yöntem mi, yoksa geleceğimizi belirlediğimiz bizi motive eden bir yol haritası mı? Bu yazıda hayal kurmanın birey üzerindeki hem pozitif ve hem de negatif yönlerini ele alacağız.

Hayal Kurmanın İki Yüzü

Hayal kurmayı; şu an gerçekte var olmayan, somut olmayan durum ve olayları bilinçli bir şekilde zihinde canlandırmak olarak tanımlayabiliriz. Çocukluğumuzda henüz gerçeklik algımız ve soyut-somut kavramlarımız tam olarak oluşmamışken bu eylemi neredeyse sürekli gerçekleştirirdik. Bulutları hayvanlara benzeterek oyunlar kurar, karanlıkta gördüğümüz bir nesneyi korkutucu bir öge hâline getirirdik. Bu nedenle hayal etmek, kimi zaman eğlenceli bir oyunken kimi zamanda bizi korkutan, olumsuz anlamda etkileyen bir ikileme sahipti. Büyüdükçe yetişkin hayatımızdaki farkındalıkla bu ikilem de dönüşüm yaşadı: Ya günlük hayatın koşuşturmasından-gürültüsünden ve yarattığı sorunlarından kaçmak ve gerçeklikten kopmak için ya da istediğimiz hayatı zihnimizde canlandırarak motive hissetmek için bilinçli olarak kullandığımız bir araç hâline geldi.

Kaynak: iStock

Ne Zaman Sorun Haline Gelebilir?

Günümüzde olaylar her zaman istediğimiz gibi gitmez, kimi zaman sorunlar arka arkaya gelir. İçimizdeki o çocuk yanımızsa bize bu gibi stresli durumlarda bir çözüm sunarmışçasına güzel, iyi hissettiren hayali sahnelere sığınma yöntemini önerir. Bu yöntem kısa sürede zararsız, anlık bir rahatlama yaratsa da sürekli hâle geldiğinde gerçek bir soruna dönüşür. Psikolojide bu durum “Uyumsuz Hayal Kurma Bozukluğu” olarak geçer. Kişinin uyanıkken zamansız bir biçimde gündüz düşlerine sığınarak sorunlardan kaçma hâlidir. Bu kaçış arttıkça bireyin gerçek hayatı ihmal etmesine yol açar; gün içinde yapılması gerekenleri ertelemesine, sosyal açıdan izole olup yalnız kalmasına, gerçekliğe her çarptığında depresif hissetmesine neden olur. Üstelik sürekli olarak hayal dünyasında yaşamak, gerçekleri bulanıklaştırır ve sağlıklı kararlar alabilmeyi de imkansız hâle getirir.

Shutterstock

Shutterstock

Kaçışı Değil Yapıcı Hayal Kurmayı Seçmek

Albert Einstein “Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken hayal gücü tüm dünyayı kapsar.” sözüyle, elimizdeki basit gibi gözüken bu zihinsel güce dikkat çeker. Bu gücü olumlu veya olumsuz anlamda nasıl kullanacağımız ise tamamen bizim elimizdedir.

Çocukluğumuzun bir noktada sona erdiğini, sorunların hayatın her alanında var olduğunu ve onlarla yüzleşmek yerine kaçmanın uzun vadede bize bir şey kazandırmayacağını kabul etmemiz gerekir. Her sorunun, bakış açısı değiştiğinde görülebilecek bir çözümü de vardır. Yapıcı hayal kurma tam olarak bu noktada devreye girer. Hayal; çocukluğumuzdaki gibi eğlenerek oyun kurmak, gerçeklerle bağı tamamen koparmak demek değildir. Aksine bir durumun artı ve eksilerini değerlendirerek mantıklı kararlar alırken aynı zamanda ulaşmak istediğimiz hedeflerimizi zihnimizde canlandırabilmeyi de içerir. Gerçeklikle bağı koparmadan hayal kurmak, bu eylemi motive edici bir güç hâline getirir. Davranışlarımızla hayallerimizi desteklediğimizde ise istediklerimize ulaşmak hiç de zor değildir.

Yapıcı Hayal Kurmayı Somutlaştırmak: Vision Board

Elimizdeki hayal gücünü, yapıcı bir şekilde kullanmayı tercih etmek önemli bir adımdır. Ancak bunu sürekli hâle getirmek her zaman kolay olmayabilir. Çünkü günlük hayattaki yoğunluk ve sorumluluklar, hedeflerimize odaklanmamızı zorlaştırabilir. Tam bu noktada son yıllarda oldukça popüler hâle gelen, isteklerimizi görselleştirerek bir pano üzerinde kolaj hazırlama aktivitesi olan vision board, bizler için bu konuyu somutlaştıran ve destekleyen bir araç olabilir. Görseller duygularla doğrudan temas kurabildiği için hazırladığımız panomuzu, sürekli görebileceğimiz bir konuma koyduğumuzda; istediklerimize ulaşma yolculuğunda motivasyonumuz beslenir, güçlenir ve bu durum da bizi amaçlarımız doğrultusunda harekete geçirebilir.

Kaynakça

Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları, yazar(lar)ına aittir.
Bu içerik, Temsil.org editör ekibinin ve bu sitedeki diğer içerik üreticilerinin görüşlerini yansıtmaz.