Alışkanlıklar, aşk, duygular ve her birinde yaşadığımız hate love ilişkileri… Neden bizi üzen şeylerden vazgeçemiyoruz?
Çoğu zaman fark etmesek de bizi üzüp yıpratan şeylere karşı bağımlılık geliştirdiğimiz oluyor. Örneğin bir alışkanlığımızı bazen çok severken bazen ondan nefret edercesine bıkabiliyor ya da bir sevdiğimizin genelde bizi üzmesine karşın tek bir hareketiyle onu affedebildiğimizi görüyoruz. Kendimize, “Ben kendime bunu neden yapıyorum?” sorusunu sormaktan çoğu zaman kaçıyoruz. Bağımlılık geliştirdiğimiz şeyleri kaybetmekten korkuyor, yokluklarında yerlerinde oluşacak boşluktan ölesiye kaçıyoruz. Modern dilde “love-hate” ilişkisi olarak tanımlanan bu durum yalnızca bir söylem değil; psikolojik bir işleyişin dışa vurumu.
Çelişkili Duyguların Doğası
Zihnimiz aynı nesneye veya insana karşı birden fazla duyguyu aynı anda hissedebiliyor. Bu duruma psikoloji bilimi “duygusal ikilik” diyor. Birine hem kızıp hem sevmeye devam edebilmek, bir alışkanlığı hem istemek hem de bırakmak (veya tam tersi olarak sigara içen insanların içmeyen insanlara “sen sakın başlama” gibi cümleler kurması) gibi durumlar bu çelişkinin doğal bir sonucu.
Psikolog Sigmund Freud, insanın bilinçdışı süreçlerinde karşıt duyguların birlikte var olabileceğini vurgular. Bu nedenle kendimize sorduğumuz “Neden böyle hissediyorum, bu ikilikten neden kurtulamıyorum?” gibi soruların tek bir cevabı, hatta bazen hiçbir cevabı olmayabilir.
Pencere Dergi
BAĞLANMA VE KOPAMAYIŞ
Bazen bir şeyden vazgeçememek, onun iyi veya yeterli olmasından değil, tanıdık olmasından kaynaklanır. Çevremizde kendilerine zarar verse dahi kopamadıkları ilişkilerle hafızamıza kazınan insanlar olmuştur; bu durum aslında alıştıkları döngünün bir parçası olmasından ileri gelir. Çünkü bilinmezlik, çoğu zaman acıdan daha korkutucudur.
Bu yüzden çoğu zaman “Bunu neden sürdürüyorum?” sorgulamasını yapmak yerine, tanıdık acılara teslim olmak onlar için bir kaçış olur. Bilinmeyen boşluktansa bilinen üzüntüler tercih edilir.

Epik Psikoloji
ALIŞKANLIK VE DOPAMİN DÖNGÜSÜ
“Love-hate” ilişkileri yalnızca duygusal değil, nörolojik bir temele de sahiptir. İnsan beyni ödül sistemine göre çalışır. Bizi mutlu eden küçük anlar, beynimize dopamin hormonunun salgılanmasını sağlar.
Çoğu zaman beynimiz, deneyimlerimizin bütününden çok en yoğun anlarını hatırlar. Bu yüzden bir durumla ilgili genel kötü tecrübelerimiz olsa da aradaki küçük mutluluklar o durumu sürdürmek için yeterli olabilir. Beynimiz, “o iyi anın” tekrarını arar.

The Center Of Mental Counseling.com
GENÇ KUŞAK VE NORMALLEŞME
“Love-hate” kavramının özellikle genç kuşak tarafından sıklıkla kullanılması, bu çelişkili durumun bir tür normalleştiğini gösterir. Sosyal medya, karmaşık duyguları basit etiketlere indirgeyebilir ve bu tür ilişkileri de sıradan, olağan olarak gösterebilir.
Ancak bu normalleşme, durumun sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Aksine, kişinin kendi sınırlarını fark etmesini zorlaştırabilir. Bu tür içeriklerin sosyal medyada sürekli karşımıza çıkması, durumu “herkes böyle yaşıyor” olarak algılamaya ve sorgulamayı ertelemeye yol açabilir.

Epik Psikoloji
NEDEN VAZGEÇEMİYORUZ?
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur aslında. Alışkanlıklarımız, bağlanmak, korku ve umut aynı anda devreye girer. Zihnimiz, çoğu zaman bir şeyi olduğu haliyle değil, olmasını istediği gibi görür ve sever. Bu da vazgeçmeyi zorlaştırır. Çünkü vazgeçmek, yalnızca o şeyi değil; ona yüklenen anlamı da, anıları da bırakmak anlamına gelir.
Kısacası “Love-hate” ilişkileri, insan zihninin çelişkili doğasının bir yansımasıdır. Sevmek ve yorulmak, istemek ve kaçmak aynı anda mümkün olabilir. İnsan ise bazen en çok canını yakan şeylere en sıkı tutunan varlıktır. Çünkü mesele her zaman acı değil; alışkanlık, anlam ve “Ya bir daha böyle hissetmezsem?” korkusu.

Hipnoterapi.com
KAYNAKÇA
- Freud, S. & www.MaximumBilgi.com. (2021). Freud ve Psikanaliz. In www.MaximumBilgi.com (Book No.42).The art of loving. (n.d.). Google Books. https://books.google.com.tr/books?hl=tr&lr=&id=XEKtAwAAQBAJ&oi=fnd&pg=PR5&dq=The+Art+of+Loving&ots=i7OG3hCxLs&sig=nrpOcyc3zG6LzlMg_7r77MyhEt8&redir_esc=y#v=onepage&q=The%20Art%20of%20Loving&f=false
- Shleifer, A. (2012). Psychologists At the Gate: A review of Daniel Kahneman’s thinking, Fast and slow. Journal of Economic Literature, 50(4), 1080–1091. https://doi.org/10.1257/jel.50.4.1080
- Bowlby, J. (1982) Bağlanma ve kayıp: Geriye dönük ve beklenti. Amerikan Ortopedikoji Dergisi, 52(4), 664–678. https://doi.org/10.1111/j.1939-0025.1982.tb01456.x

Yorumunuzu Yayınlayın