Çocukluğun geride kaldığı ancak yetişkinliğin henüz yakamıza yapışmadığı o sihirli dönem: Ergenlik yıllarımız. Zorlu bir geçiş dönemi de olsa, “aklınızın bir karış havada” olmasının kabul edilmesiyle gelen özgürlük, gürültülü, isyankar, kararsız bu yıllarımız hepimizin zihnine bir şekilde kazınan anıları saklar. Peki ergen olmak günümüzde de hâlâ aynı şekilde mi işliyor? Yoksa erken olgunlaşan çocuklar ve genç kalmak için uğraşan yetişkinlerle bu dönemin kayboluşunu mu izliyoruz?
Gençlik Kavramının Kökeni
“Ergenlik” kavramı her zaman hayatımızda olan bir kavram değildi. 1940’lara kadar çocuklar ve yetişkinler vardı ama bu ikisinin arasındaki geçiş döneminin bir ismi yoktu. İkinci Dünya Savaşı döneminde orta sınıfın yükselmesi ve eğitim süresinin uzaması, yani modern sanayi toplumu bu kavramın oluşmasını sağladı.
Üçüncü Mekanlardan Dijital Alana Göç
Ergenlik döneminde ev ve okul dışında en çok vakit geçirdiğiniz alanları düşünün. Arkadaşlarımızla bir parkta veya AVM’de buluşur ve zamanın nasıl geçtiğini anlamazdık. Sosyolojide birinci mekan (ev) ve ikinci mekan (okul) dışında vakit geçirdiğimiz ve sosyalleştiğimiz bu kamusal alanlar “üçüncü mekanlar” olarak tanımlanıyor. Fakat günümüzde neredeyse bütün ihtiyaçlarımızı dijital ortamda, tek tıkla halledebiliyor olmamız üçüncü mekânların işlevini yitirmesine sebep oldu. Ergenliğin doyasıya yaşandığı bu üçüncü alanlardaki fiziksel buluşmalar yerini telefonlarımızdaki dijital buluşmalara bıraktı.

pinimg
Alt kültür vs. “Estetik”
Kimliğimizi oluşturan parçaları keşfettiğimiz, “beni kimse anlamıyor” isyanlarıyla baş ettiğimiz bu dönemde kendimize benzeyen, bizim gibi düşünen bir topluluk bulmayı hayal eder, dinlediğimiz müziklerle, saç stillerimizle, giyim tarzlarımızla kendimizi özgürce ifade etmek, toplumun büyük kısmından ve yetişkinlerin “sıkıcı” standartlarından “farklı” olduğumuzu göstermek isterdik. İşte o zaman yardımımıza “emo”, “grunge”, “punk” gibi alt kültürler yetişirdi. Alt kültür, bir toplumdaki belirli bir grup insanın, o toplumun geri kalanından farklı olarak benimsediği yaşam biçimini, gelenekleri ve fikirleri ifade eder. Günümüzde ise kimlik inşasında söz sahibi olan en büyük etken sosyal medya ve algoritmanın neyi popüler yaptığı. Dün kabul edilen pembeler ve beyazlarla dolu “clean girl” estetiği, iki hafta sonra yerini dağınık, isyankar “messy girl” estetiğine bırakıyor. Sosyal medyada popülerleşen her yeni “estetikle” gardırobumuzu yeniden düzenlememiz, kişisel stilimizi düzenlememiz gerekiyor ve özgünlüğümüz rafa kaldırılıyor.

pinimg
Sosyal Medyanın Güzellik Algısı
Üçüncü alanlardan kopan gençlerin boş zamanlarında yapacak yeni bir şeyi var: saatlerce içerik tüketmek. Ekranlarımıza bağımlı bir hâle gelmişken ve sosyal medya hayatımızda bu kadar büyük bir yer kaplarken çoğu zaman tükettiğimiz içerikleri sorgulamıyoruz, sadece kaydırıyoruz. Çoğu zaman yetişkinler tarafından üretilen bu içeriklerin barındırdığı cilt bakımları, moda tavsiyeleri, estetik operasyonlar, diyetler genç beyinlere “ideal” olarak satılıyor. Özgüven kazanmaya, akranları tarafından kabul edilmeye çalışan gençlik için bunlar birer “değer ölçeğine” dönüşüyor. Haliyle sivilcelerine savaş açmış, kendini olduğu gibi kabul edemeyen ve bir an önce “yetişkin güzellik algılarına” uymaya çalışan bir gençlik oluşuyor.
Gençlik Anlatısının Değişimi
Yorucu bir okul gününden sonra televizyon başında rahatlama vaktiniz geldi. En sevdiğiniz diziyi açıyor, karakterlerin hayatlarına konuk oluyor, onlardan bir şeyler öğreniyorsunuz. Eski dizilerde gençlere kendi hayatlarının bir parçası sunuluyordu. Sakar, rüküş, “insani” olmak birer kusur değil, gençliğin önemli bir parçası olarak anlatılıyordu. Gilmore Girls dizisinde Rory’nin gelecek kaygısı, Kavak Yelleri’nde Efe’nin aklı bir karış havada olması normal unsurlar olarak ekrana yansıyordu. Ancak günümüz dizilerinde ise gençlere bu geçiş döneminin doğal özellikleri değil, yetişkin hayatının parçaları pazarlanıyor. Euphoria dizisini ele alalım. Dizideki karakterlerin okula giderken giydiği parlak, gösterişli kıyafetler, yaşadıkları travmalar ergenlik çağındaki gencin gerçekliğinden son derece uzakken bunu idealize etmeyi başarıyor. Neticesinde “bu yaşlarımı böyle mi yaşamalıyım?” kaygısında, kendi normalliğini eksiklik olarak yorumlayan ve bunun endişesini taşıyan bir nesil oluşuyor.

Euphoria dizisinden Cassie karakteri (kinocheck)
KAYNAKÇA:
- Savage, Jon. Teenage: The Creation of Youth Culture. New York: Viking Penguin, 2007.
- Hebdige, Dick. Subculture: The Meaning of Style. London: Routledge, 1979.
- Oldenburg, Ray. The Great Good Place. New York: Paragon House, 1989.

Yorumunuzu Yayınlayın