Mega pop yıldızları, eski rock grupları, bir film veya anime; hepimizin çok sevdiği, üstüne saatlerce konuşabileceği ve kendinden parçalar bulduğu şeyler vardır. Okuduğumuz kitaptaki evrenden büyülenir ve orada bulunmak isteriz, bir yönetmenin tüm işlerine bayılır ve ondan ilham alırız. Fan kültürü dediğimiz şey ise bundan çok daha fazlası. “Fan” (hayran) ve “kingdom” (krallık) sözcüklerinin birleşiminden oluşan “fandom” sözcüğü fan topluluklarına verilen genel bir isim ve aslında bu kültürü açıklamak için oldukça yardımcı çünkü bir krallıkta olduğu gibi bir fandomda da kurallar, ortak bir dil hatta hiyerarşi vardır. Bir “fandomun” parçası olmak hayranlık duyduğunuz şey hakkında her detayı bilmek, hayatınızın her noktasına onu dahil etmek ve hayranlığı artık bir hobi olmaktan çıkarıp yaşam stili haline getirmektir. Peki bir şeyi sevmek ve desteklemekten ileri boyuta taşınmış bu kültür bizi nasıl etkiliyor?

patreon
Eleştiri = Nefret?
Arkadaşınızla heyecanla beklediğiniz o albüm sonunda çıkmış ve birlik ilk defa dinliyorsunuz. Sanatçı eski tarzının dışına çıkmış ve yeni şeyler denemiş ve size hitap etmediği için hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Albümün sizin tarzınıza uymamış olması ve keyifle dinleyememiş olmanız eserin değerini azaltan veya sanatçıyı “başarısız” yapan bir faktör değil, sadece zevk meselesi. Ama fandomlarda iş böyle yürümüyor. Sanata yapılan teknik ve yapıcı eleştiriler kişisel olarak algılanıyor ve kimliğe yapılan hakaret olarak yeniden okunuyor. Hayranı olunan unsur bu kültürde öyle yüceltiliyor ki objektif düşünme rafa kalkıyor.
Fan Servisi Olarak Röportajlar
Sanatçılara kişisel olarak soru soruma imkanına çoğumuz erişemiyoruz. Gazeteciler ve röportajcılar bu noktada bize yardımcı oluyor. Bir röportajı izlemeden ya da okumadan önce favori sanatçımıza iletemediğimiz soruların sorulmuş olma ihtimali bizi heyecanlandırır, sonunda gerçekleri duyabileceğimizi, merakımızı giderebileceğimizi düşünürüz. Eskiden sanatçıya gerçek sorular sorarak ilerleyen röportajın doğası da fandom kültürünün kurumsal hayata girmesiyle değişti. Sanatçıyı “zorlayacak” eleştirel sorular yerini adeta günlük bir sohbete bıraktı. Bunun sebebi sorulara gelecek yanıtın hayran kitlesinde olumsuz tepki alma ihtimali. Dolayısıyla böyle bir şeyin yaşanması ve sanatçıya erişimin kesilmesi yerine, hayranların istediği tabloyu çizecek sorular soruluyor. Bilgi filtreleniyor ve sorgulanamaz hale geliyor.

cinemafia.ru
Kimlik Karmaşası
Belki de işin korkutucu hale gelmeye başladığı kısım burası: fandom kültüründe bireysel kişilik ve sanatçının kişiliği arasındaki sınırın kalkması ve bir bütün halinde gelmesi. Hayranı olunan sanatçının başarısı kişisel bir zafer sayılırken başarısızlığında ya da yaptığı bir yanlışta aldığı yorumlar da yine kişisel bir nefret olarak algılanır. Bununla beraber çok sık olmasa da fandomlarda sanatçının görünüşünü, konuşmasını, jest ve mimiklerini tamamen kopyalayan kişilerin olduğu da görülmüştür. Bu durum rasyonel düşünmeyi, eleştiriyi ve sorgulamayı son derece zorlaştırır çünkü birey artık bu sorgulamayı hayranı olduğu kişiye değil adeta kendi kimliğine yapmak zorundadır.
Linç Kültürü
Sevginin birleştirici gücü olduğunu hepimiz duymuşuzdur. Fanlar da aslında aynı şeyi sevdikleri için bir araya geliyorlar ve bir topluluk oluşturuyorlar. Nefret de sevgi kadar güçlü başka bir duygu ve evet, nefretin de birleştirici gücü olabiliyor.
Fandomlarda birini linçlemek, herhangi bir yorumu ya da hareketi sebebiyle veya bazen sebepsiz yere kolektif bir nefret başlatmak grup aidiyetini pekiştirerek adeta yeni bir sosyalleşme türüne dönüşmüş durumda. Kolektif olarak bir nefret “performansı” sergilenir, kişisel dayanışmayla da nefret pekişir. Bu süreçte nefret edilen şeyin özellikleri ne olursa olsun önemini, niteliğini yitirir. Asıl önemli olan bir grup olarak birleşebilmek ve bu toplulukta bir yer edinebilmektir. Kendi “yankı odaları” içinde bulunan bu grup birbirini besler ve eleştirel düşünme süreci yine kaybolmuş olur.
KAYNAKÇA :
-
-
Jenkins, H. (2006). Convergence Culture. New York University Press.
-

Yorumunuzu Yayınlayın