İnsanlık tarihini genellikle alet yapımı, tarıma geçiş ya da yazının bulunması gibi daha çok üretimle ilgili kırılma noktaları üzerinden anlatırız. Oyun ise genelde sadece boş vakitlerde yapılan bir eğlence gibi görülür. Oysa oyunların ilk örnekleri, eğlenmek için ortaya çıkmamıştır. Daha çok insanın varoluşunu anlamaya çalışmasının bir parçasıdır. Bu yazımda sizlere oyunu insanlık tarihin üzerinden anlamlandırmaya çalışacağım. Keyifli okumalar.
Antik Mısır’da Oyun
M.Ö. 3100 civarında, Mısır’ın hanedanlık öncesi döneminde ortaya çıkan Senet oyunu (tam adıyla Senet net Hab, yani ”geçiş oyunu”), oyunların dinsel kökenine dair en açık ve iyi bilinen örneklerinden biridir. Firavun Tutankhamun’dan Kraliçe Nefertari’ye kadar toplumun en üst kesimindeki insanlar bu oyunu oynamıştır. Eski Mısır inancına göre ölüm bir son değil, tehlikelerle dolu bir yolculuğun başlangıcıydı. Ruhun Osiris’in huzuruna çıkabilmesi için kapılardan geçmesi, çeşitli engelleri aşması ve sonunda kalbinin tartılması gerekiyordu. Senet oyun tahtası da bu yolculuğun basitleştirilmiş bir haritası gibi düşünülmüştür.
Senet tahtası 30 kareden oluşur (3 sıra, 10 sütundan). Özellikle son beş kare, ruhun bu yolculukta geçtiği önemli aşamaları simgeliyordu. Mesela 27. kare ”Sular Evi” olarak adlandırılırdı ve burada oyuncu geriye gönderilme riskiyle karşılaşırdı, bu da yolculuktaki karmaşayı ve tehlikeyi temsil ederdi. Son kare olan 30. kare ise yeniden doğuşu ve güneş tanrısı Ra ile birleşmeyi simgelemektedir.
Başta sadece bir oyun gibi görülse de zamanla Senet daha kutsal bir anlam kazandı. MÖ 2600’lerden sonra, Senet tahtaları mezarlara konmaya başladı. Duvar resimlerinde, ölülerin görünmez bir rakibe karşı Senet oynadığı betimlenirdi. Oyunu kazanmak, düzenle ve adetle uyumlu olmak aynı zamanda ölümsüzlüğe layık olmak anlamına geliyordu.
Şansın Teolojisi: Zarın Ortaya Çıkışı
Senet oyununda oyuncuların nasıl ilerleyeceği, bugünkü zarların atası sayılan fırlatma çubukları ya da aşık kemikleriyle belirlenirdi. Bugün biz bunu ”şans” ya da ”rastlantı” olarak adlandırsak da eski Mısırlılar için rastlantı diye bir şey yoktu. Onlara göre taşların nasıl düştüğü, tanrıların iradesinin bir yansımasıydı. Yani oyunda gelen her hamle, yukardan verilen bir işaret gibi görülürdü. Dolayısıyla Senet oynamak, insanın kaderiyle karşı karşıya geldiği, tanrılarla dolaylı bir ilişki kurduğu bir ritüeldi.
Mezopotamya’da Oyun
Sümerlerin yaşadığı Ur kentindeki Kraliyet Mezarlığı’nda 1920’lerde bulunan Ur Kraliyet Oyunu, oyunların dini yanının ötesinde insanları bir araya getiren sosyal ve kültürel bir gücü olduğunu da gösterir. Yani oyun, sadece tanrılarla değil, insanlar arasında da bir bağ kuruyordu.
Kültürlerarası Bir Köprü
Ur Oyunu Mezopotamya ile sınırlı kalmamıştır. Girit’ten Sri Lanka’ya, Mısır’dan Hindistan’a kadar çok geniş bir alana yayılması; tüccarlar, elçiler ve askerlerin bu oyunu yollar boyunca taşımasından kaynaklanmaktadır. Böylece oyun, farklı kültürler arasında ortak bir dil gibi çalışarak farklı kültürler arasında ilişki kurmayı başarmıştır. Bugün British Museum’da sergilenen tahta, dünyanın bilinen en eski oyun setlerinden biridir.

Ur Kraliyet Oyunu
Kehanet Aracı Olarak Oyun
Bulunan kil tabletler, Ur Oyunu’nun sadece kazanmak için oynanmadığını göstermektedir. Aynı zamanda bir kehanet aracı olarak da görülmüştür. Tahtadaki bazı karelere gelmek, oyuncuya sadece oyunda avantaj sağlamıyor, geleceğiyle ilgili mesajlar verdiğine inanılıyordu. “Bir dost edineceksin”, “Güçleneceksin” ya da “Bolluk içinde olacaksın” gibi anlamlar yükleniyordu. Yani oyunun sonucu, tanrıların bir mesajı gibi okunuyordu. Bu da insanların, oyunun kurulduğu alanın gerçek hayatı etkileyebilecek bir gücü olduğuna inandığını göstermiştir.
Mehen ve Aşık Kemikleri
Mehen (Yılan Oyunu): Mısır’da Senet ile aynı dönemlerde oynanan Mehen, yılan şeklinde bir tahtada oynanırdı. Güneş tanrısı Ra’yı gece yolculuğunda koruduğuna inanılan yılan tanrı Mehen ile ilişkilendirilirdi. Birden fazla kişinin birlikte oynayabilmesi, oyunu ortak bir ritüel hâline getiriyordu. Kurallarının zamanla unutulmuş olması, oyunun günlük eğlenceye dönüşmeden kaybolduğunu düşündürmektedir.

Mehen
Aşık kemikleriyle kehanet (Astragalomancy): Oyunların en eski kökenlerinden biri, hayvan kemikleri atılarak yapılan kehanetlerdir. Kemiklerin nasıl düştüğü, tanrıların verdiği bir cevap gibi yorumlanırdı. Zamanla bu kemikler yerini taşlara ve zar benzeri nesnelere bıraktı. Böylece kutsal bir ritüel, kuralları olan bir oyuna dönüştü. Yani belirsizlik ve “kutsal karmaşa”, yavaş yavaş insanın kurduğu düzen içine alındı ve oyun hâline geldi.

Aşık Oyunu – Ajans Erzincan
Sonuç olarak, tarihe baktığımızda oyunların rolü düz bir çizgide ilerlemez; daha çok tekrar eden bir döngü gibidir. İlk dönemlerde oyun hayatın içindeydi. İnsanlar oyunla ibadet ediyor, oyunla geleceği anlamaya çalışıyor, oyunla savaşa hazırlanıyordu. Oyun ile gerçek hayat arasında net bir sınır yoktu. Sonra bu durum değişti. Oyun, giderek hayatın dışına itildi. “Oyun oyundur, iş iştir” anlayışı yerleşti. Oyun ciddiyetsiz, işe yaramayan bir boş zaman etkinliği gibi görülmeye başlandı. Bugün ise tekrar başka bir noktaya geldik. Dijital teknolojiler sayesinde oyun, yeniden hayatın içine girdi. İşte, okulda, sağlıkta, sosyal ilişkilerde oyun benzeri sistemler kullanılıyor. Ama bu kez amaç tanrılarla ilişki kurmak değil; daha çok verimlilik, performans ve kazanç. Bugün yaşadığımız şey aslında “kültürün oyun gibi çalışmasıdır.” Beğeniler, puanlar, skorlar, eşleşmeler… Günlük hayatın birçok alanı artık oyun mantığıyla düzenleniyor. Huizinga oyunun özgürlük olduğunu söylemişti. Ama günümüzde oyun benzeri sistemler bazen insanı özgürleştirmekten çok yönlendiren ve kontrol eden araçlara dönüşebiliyor.
Kaynakça
- Homo Ludens: Play Theory, Game Culture, and Hyperreality in Modern Life, https://hanskristo.com/homo-ludens-play-theory/
- Homo Ludens by Johan Huizinga | Summary, Quotes, FAQ, Audio – SoBrief, https://sobrief.com/books/homo-ludens-2
- Homo Ludens (1938) and the crisis in the humanities – Taylor & Francis Online, https://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/23311983.2016.1245087
- The Magic Circle – Gamification and games-based approach to cultural heritage, https://cinegamification.com/introduction/the-magic-circle/
- Games are Just Invitations to the Magic Circle – Ludogogy https://ludogogy.professorgame.com/games-are-just-invitations-to-the-magic-circle/
- The Best Board Games of the Ancient World, https://www.smithsonianmag.com/science-nature/best-board-games-ancient-world-180974094/
- The Evolution of Board Games: From Royal Pastimes to Global Phenomena, https://www.ancient-origins.net/history/evolution-board-games-0019869
- Board Games from Ancient Egypt and the Near East – The Metropolitan Museum of Art,
- ‘It’s not just a game, it’s a religion’: games in ancient Egypt – The Eloquent Peasant,
- Royal Game of Ur – Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/Royal_Game_of_Ur
- The History Of Board Games: From Ancient Fun To Modern Classics – Forbes, https://www.forbes.com/advisor/t/history-of-board-games/

Yorumunuzu Yayınlayın