Yıllarca kusursuzlukla ölçülen bedenler, şimdi farklılıklarıyla parlıyor; podyumda artık yalnızca tek tip değil, farklı vücut tiplerine ait kanatlar çırpılıyor.

BİR DÖNEMİN KUSURSUZ KADINLARI

Bir zamanlar podyumda süzülen meleklerin kanatları hep aynıydı; ince, uzun ve kusursuz. Victoria’s Secret defileleri, yıllar boyunca güzelliğin evrensel tanımı olarak stereotip mankenlerle kadın imajını sahneye taşıdı. Ancak yıllar geçtikçe, Victoria’s Secret defilelerinde podyumu süsleyen o tül ve ışıktan kanatlar yalnızca güzelliğin değil, toplumun kadın bedenine yüklediği anlamların da simgesine dönüştü.

Victoria’s Secret’ın güncel defilelerine bakıldığında başka vücutlar da bu kanatları taşımaya başladı. Çünkü podyumda artık sadece tanımlanmış tek bir melek tipi değil, farklı görünümlerde birçok melek yürüyor.

Gettyimages

1990’lardan itibaren Victoria’s Secret Fashion Show, yalnızca bir iç giyim defilesi değil, bir güzellik ideolojisinin görsel manifestosu haline geldi.

“Victoria’s Secret Angels -uzun bacaklı, sıfır beden, “kusursuz” görünümlü modeller -modern çağın en güçlü kadın imajlarından birine dönüştü. Ancak bu imaj, aynı zamanda kadınlığın belirli bir gruba indirgenmiş temsiliydi. Toplumda olan diğer vücut tipleri görmezden geliniyordu.

Sosyolog Naomi Wolf’un The Beauty Myth (1990) adlı eserinde belirttiği gibi, güzellik endüstrisi kadınlara özgürlük vaat ederken onları görünmez standartların içine hapseder. Victoria’s Secret’ın podyumu da tam olarak bunu yapıyordu: Güzel olmak özgürlüktü ama belirli ölçülerde, belirli bir ten rengiyle ve belirli bir kalçayla.

ELLE

KIRILAN KANATLAR: ELEŞTİRİLER VE ÇÖKÜŞ

2010’lu yılların sonuna gelindiğinde bu “tek tip melek” algısı artık parlamıyordu.

Örneğin #MeToo hareketi, beden olumlama kampanyaları ve sosyal medyanın yükselen eleştirel sesi, markanın yıllardır sürdürdüğü kusursuzluk mitini sorgulamaya başladı.

2018’de Vogue’un yayımladığı bir röportajda, Victoria’s Secret yöneticilerinin “trans modellerin veya büyük bedenlerin defileye uygun olmadığı” yönündeki açıklaması büyük tepki çekti. Bu açıklama markanın sonunu hazırladı. 2019’da geleneksel şov iptal edildi; şirketin hisseleri düşerken, tüketici algısı da (köklü bir değişimin habercisi?) değişti. Seyirci artık melekleri yalnızca bir tahayyül unsuru olarak değil, kendini de temsil edenler konumunda görmek istiyordu.

Prime Video

Prime Video

YENİDEN DOĞUŞ: PODYUMDA ÇEŞİTLİLİK ARTIYOR

2023’te “The Tour” adıyla yeniden yapılan defile, dönüşümün ilk işaretiydi. 2025 yılında henüz gerçekleşen gösterisindeyse Victoria’s Secret, tarihindeki en radikal yüz değişimini sahneye taşıdı. Farklı beden tiplerinden, yaş gruplarından ve kimliklerden modeller podyuma çıktı. Artık yalnızca “kusursuzluk” değil, “çeşitlilik” satılıyordu.

Bu değişim, sadece marka stratejisi değil; aynı zamanda toplum tepkisinin ve talebinin bir sonucuydu. Toplumun kadın bedeniyle kurduğu ilişki, artık idealin değil; çeşitliliğin peşindeydi. Artık podyumda birden fazla güzellik tanımı vardı: kıvrımlı bedenler, doğum izleri, koyu ten tonları, yaşlılık izleri…

Allure

Allure

Sosyolog Angela McRobbie (2009), popüler kültürdeki bu dönüşümü “post-feminist çeşitlilik illüzyonu” olarak tanımlar.
Yani markalar, kapsayıcılık söylemini benimserken bile, bunu çoğu zaman bir pazarlama stratejisi olarak kullanırlar.
Victoria’s Secret’ın yeni döneminde de bu ikilik açıkça görülüyordu: Evet, farklı bedenler sahnedeydi ama hâlâ spot ışıkları altında, mükemmel bir çerçevenin içinde.

GÜZELLİĞİN EVRİLEN TEMSİLİ

Victoria’s Secret’ın dönüşümü, yalnızca bir marka hikâyesi değil; güzellik algılarının sosyolojik bir evrimidir.

1960’larda Twiggy’in sıfır beden silüetiyle başlayan “incelik ideali”, 1990’larda Naomi Campbell, Gisele Bündchen ve Adriana Lima gibi süper modellerle küreselleşti. 2000’lerde medyanın, diyet kültürünün ve moda endüstrisinin baskısı, güzelliği yalnızca bu ölçütler dahilinde elde edilmesi gereken bir hedefe dönüştürdü.

Ancak 2020’lere gelindiğinde tablo değişti: Sosyal medya, bedenin sahneye tek yönlü yansıtılmasına karşı bir alternatif yarattı. Sosyal medyada büyük kitleleri olan kesimler, bazı endüstrilere kusurlu gelen bedenlerini paylaşmaktan çekinmedi ve bu; moda gibi başat normları olan endüstrileri değişen algılara uyum sağlamak zorunda bıraktı.

Paloma Elsesser (Photo by Gilbert Flores/ Getty Images)

Podyum dahi artık topluma tutulan bir ayna haline gelmeye başladı. Değişim elbette şipşak biçimde gerçekleşmiyor, ancak önemli bir değişikliğe giden Victoria’s Secret’s defileleri değişmeye başlayan algıların, yıkılmaya çalışılan normların kendilerine alan bulduğu önemli bir alan konumunda.

Tabii ki değişim hızlı olamayacağı gibi, tamamen bir ayna veya dönüşüm olması da -en azından şimdilik- söz konusu değil. Güzelliğin filtrelenmesi hâlâ gündemini koruyor. Çünkü “çeşitlilik” bir trend olduğunda bile kendine başka normlar üretebilir.

TOPLUMDAKİ İKİLİK

2025 defilesi, Victoria’s Secret’ın tarihindeki en büyük kırılmalarından biri. Bir zamanlar ulaşılmaz meleklerin kanatlarında taşınan güzellik ideali, şimdi daha sıradan kadınların hikâyeleriyle yeniden yazılıyor. Bu yeni dönem; kusursuz görünmekten çok, var olmak üzerine.

Podyumda yürüyen her kadın, artık yalnızca bir model değil; kendi gerçekliğini temsil eden bir figür.

Onedio

Bu değişimle ilgili toplumdaki tepkilere göz atıldığında ise belirgin bir bölünme gözlemleniyor: Kimileri Victoria’s Secret’ın “olayının” bu olmadığını söyleyerek desteklemezken, kimileri de bu değişimin gerçekten umut vadettiğini söyleyerek destekliyor.

Peki sizce gerçekten “kusursuz bir melek” mi temsil edilmeli, yoksa yaralarına ve kırık kanatlarına rağmen uçabilen, görünüş bakımından çeşitli melekler mi?

 

KAYNAKÇA

  • Wolf, N. (1990). The Beauty Myth: How Images of Beauty Are Used Against Women. New York: HarperCollins.
  • Vogue-Victoria’s Secret
  • Wolf, N. (1990). The Beauty Myth: How Images of Beauty Are Used Against Women. New York: HarperCollins.
  • Vogue. (2025, March 5). “Victoria’s Secret 2025: Redefining the Runway.” https://www.vogue.com

 

 

Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları, yazar(lar)ına aittir.
Bu içerik, Temsil.org editör ekibinin ve bu sitedeki diğer içerik üreticilerinin görüşlerini yansıtmaz.