Bazen bir hareket yalnızca harekettir; bazen de kültürün, ekonominin ve beklentilerin ince ince işlediği bir ritüel. Pilates bir zamanlar savaş yaralarını iyileştirmek için tasarlanmış bir rehabilitasyon yöntemiydi. Bugünse pembe matlar, ‘temiz kız’ estetiği, parlak bir su şişesi ve kusursuz bir feminenlik paketine dönüştürülmüş durumda. Görünürde özgürleştirici gibi dursa da içten içe kadınlara fısıldanan bir mesaj var: “Bu bedene sahip olmalısın. Böyle görünmelisin. Böyle davranmalısın”. Peki bu dönüşüm nasıl başladı?

kaynak: I.C Rapoport
Pilatesin Kökeni – Savaş Kampından Stüdyoya
Joseph Pilates, 1883 doğumlu bir Alman. Çocukluğunda astım ve romatizma gibi sağlık sorunlarıyla mücadele ettiği için bedenini güçlendirmek istiyor. Zamanla yoga, dövüş sanatları, zen meditasyonu ve Antik Yunan egzersizlerini birleştirerek kendi egzersiz rutinini oluşturuyor. J. Pilates, Birinci Dünya Savaşı yıllarında İngiltere’de bulunuyor ve Alman vatandaşı olduğu için İngilizler onu “düşman yabancı” ilan edip bir esir kampına gönderiyor. Kamptaki hastanede hemşire olarak çalışmaya başladığı dönemde hastanedeki diğer çalışanlara, esir askerlere hareket kabiliyeti sağlayabilecek kendi geliştirdiği teknikleri gösteriyor ve hastane yataklarına yay takarak oluşturduğu mekanizmalarla rehabilitasyon egzersizleri tasarlıyor.
Bugün “reformer” olarak bildiğimiz alet, aslında o dönemin yatak-yay sisteminin modernleştirilmiş bir hali. Pilatesin doğduğu yer daha çok bir rehabilitasyon koğuşuydu, bugünün beyaz ışıklı stüdyoları değil.

kaynak:I.C Rapoport
1970’lerden 2000’lere: Pilatesin Sessizce Yükselişi
Pilates, savaş sonrası dönemde Amerika’ya taşındığında ilk olarak dansçılar, balerinler ve sahne sanatçıları tarafından benimsendi.
80’lerin aerobik kültürü, 90’ların Hollywood “ince ama güçlü” takıntısı, 2000’lerin wellness ekonomisi… Pilates bu katmanların içinde yeniden doğdu. Bir iyileşme tekniği değil; estetik bir vaat olarak. “İncel ama kaslı olma.”, “Güçlü ol ama narin görün.” , “Kırılgan dur ama dayanıklı ol.”
Kadınlara ait olduğu varsayılan o çelişkili güzellik kalıpları, pilatesin içine yerleşti. 80’ler ve 90’larda Hollywood ünlülerinin pilatesi benimsemesiyle birlikte pilates estetik, zarif ve kamera önünde “daha iyi görünen” bir bedenle ilişkilendirilmeye başladı.

Kaynak: Education Images/UIG via Getty Images
Pilatesin Bir Kimlik Olarak Pazarlanması – “Wellness” ve “Pilates Girl”
2000’lerin sonundan itibaren pilates, kapitalizmin yeni parlak vitrini haline geldi. Artık spor yapmak bir “sağlık davranışı” olmaktan çıkıp Instagram’ın parlak reels’larına ve TikTok’un slow morning videolarına, yeni bir feminenlik modeline dönüştü.
Stüdyolar minimal, temiz ve beyaz, yapılan spor “feminen estetiğe” çok uygun, fotoğraf ve video üretmeye son derece elverişli, “hafif”, “zarif”, “doğal”, “sade” gibi sosyal medyada prim yapan kavramlarla uyumlu. Böylece pilates bir spor olmaktan çıkıp bir yaşam tarzı, bir estetik ve bir sınıf göstergesi haline geldi. Bu estetik “sağlıklı olmak”tan çok başka bir şey dayatıyor: “güzel görünmek zorundasın.”
Pilates girl estetiği, sporun kendisinden çok tüketim pratiklerini temsil ediyor: Lüks stüdyolar, markalı taytlar hatta buna özel çıkarılan markaların oluşturduğu yeni bir tüketim pazarı. Ve böylece pilates bedeni özgürleştirmekten çok, yeniden disipline eden bir vitrine dönüşüyor.

Pilatesin Birincil Amacını Geri Kazanmak Mümkün Mü?
Pilatesin kökleri bize farklı bir şey söylüyor: Beden iyileşmek için hareket eder, sergilenmek için değil. Bu yüzden pilatesi estetik baskıdan arındırmak mümkün mü? Bir kadın spor yaparken “görünmek” değil “vücudunu iyileştirmek” için hareket edebilir mi? Bir beden başkalarının bakışıyla değil, kendi nefesiyle hizalanabilir mi? Bu gibi soruları cevaplamak için ise fark etmemiz gereken bir şey var.
Pilates bir zamanlar güçlenmekti, nefesti, iyileşmekti, belki de pilatesi kadınların yine sosyal medyanın oluşturduğu toz pembe feminenlik kalıplarından çıkarıp aslında vücudu iyileştirmek, nefes-zihin-kas bağlantımızla kendi ritmimizi oluşturmak ve sağlıklı güçlü bir bedene sahip olma isteğini aşılayan çerçevesine geri koymamız gerekiyor.

Yorumunuzu Yayınlayın