Hurdy Gurdy (veya Tekerlekli Keman), müzik tarihinin en ilginç aletlerinden birisidir. İlk bakışta karmaşık görünse de mantığı basittir. Hem telli, hem tuşlu hem de ritim tutan adeta tek kişilik bir orkestra gibidir. Tarih boyunca bazen kiliselerde kutsal sayılmış, bazen sokaklarda ”dilenci çalgısı” diye aşağılanmış bazen de sarayların baş enstürmanı olmuştur.

Kaynak: decorexpro.com

Nasıl Çalışır?

Tekerleğin kalbinde reçine sürülmüş tahta bir parça bulunur. Çalan kişi kolu çevirdikçe bu tekerlek tellere sürtünerek hiç kesilmeyen bir ses üretir. Keman yayından farklı olarak ses sürekli akar ve durmaz. Çalan kişi bir eliyle tekerleği çevirirken diğer eliyle tuşlara basarak notaları değiştirir, tuşlar tellere dokunarak melodiye yön verir. Melodinin arkasında ise gaydayı andıran, uzun ”vuuu” şeklinde bir fon sesi duyulur. En ilgi çekici kısım olan ritmik vızıltı ise kolu çevirirken bilekle yapılan küçük hareketlerle ortaya çıkar, bazen havlamaya benzer sesler bile duyulabilir.

Tarihi Değişim

Hurdy Gurdy’nin tarih boyunca yaşadığı yolculuk adeta bir iniş çıkış hikâyesidir. İlk dönemlerinde, yani 10. ile 12. yüzyıllar arasında, bu çalgı neredeyse iki metre uzunluğunda dev bir alet gibiydi ve çalmak için iki kişiye ihtiyaç duyuluyordu. Biri kolu çevirirken diğeri tuşlara basıyor, manastırlarda rahiplere müzik öğretmek için kullanılan kutsal ve matematiksel bir araç olarak görülüyordu. Zaman geçtikçe küçülmeye başladı ve 13. yüzyılla birlikte artık tek kişinin kucağında çalabileceği boyuta geldi. Bu dönemde gezgin ozanlar kahramanlık hikâyelerini anlatırken arka fonda Hurdy Gurdy çalıyor, böylece çalgı kiliseden çıkıp halkın içine karışıyordu.

Sonraki yüzyıllarda, müzik zevkleri değişince Hurdy Gurdy basit bulunmaya başlandı ve toplumdan dışlandı. Sokaklarda para toplayan kör dilencilerle, köylülerle ve eğitimsiz insanlarla özdeşleştirildi. Ressamlar bile onu sefaletin ve günahın bir sembolü olarak resmetti. Fakat 18. yüzyılda Fransa’da soylular arasında köy hayatına özenen bir moda başlayınca durum tersine döndü. Zenginler köylü gibi giyinip eğlenmek isteyince Hurdy Gurdy yeniden değer kazandı ve saraylara kadar girdi. Bu dönemde sedef işlemeli, çok süslü ve oldukça pahalı modeller üretildi. Ancak Fransız İhtilali ile soyluların gücünü kaybetmesi sonucu çalgı tekrar unutuldu.

Günümüzde ise bu eski enstrüman popülerliğini tekrar kazanmaya çalışıyor. Folk metal grupları, özellikle Eluveitie gibi isimler, onun mistik ve eski sesini elektro gitarlarla birleştirerek modern bir tarz yaratmayı başarmıştır. Ayrıca artık karbon fiberden yapılan, elektrikli ve teknolojik özelliklere sahip modern Hurdy Gurdy’ler de bulunuyor.

Kültürel Olarak Hurdy Gurdy

Hurdy Gurdy sesini duyurabildiği ortamın ve dönemin aynası hâline gelmiş bir enstrümandır. Kimin elinde olduğuna bağlı olarak -rahip, dilenci veya kral- tamamen farklı anlamlar taşır. Manastırların kutsal ortamından arka sokakların sefaletine, sarayların ışıltılı salonlarından günümüzün fantastik dünyalarına savrulan Hurdy Gurdy; bin yıldır dönen tekerleğinde sadece notaları değil, insanlığın değişen yüzünü de taşımıştır. O, tarih boyunca bazen Tanrı’nın sesi, bazen dilencinin sızlanışı, bazen de soylunun geçici hevesi olmuş; ancak değişen hiçbir zaman enstrümanın kendisi değil, ona bakan toplumun vicdanı, korkuları ve hayalleri olmuştur. Hurdy Gurdy’nin o kesintisiz ve ısrarlı tınısı, işte bu yüzden sadece mekanik bir ses değil, medeniyetimizin inişli çıkışlı öyküsünü anlatan canlı bir hafıza kaydıdır.

Kaynakça

Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları, yazar(lar)ına aittir.
Bu içerik, Temsil.org editör ekibinin ve bu sitedeki diğer içerik üreticilerinin görüşlerini yansıtmaz.