Şamanizmin izleri günümüz Türk kültüründe hâlâ yaşamaktadır. Nazar boncuğu, dilek ağacı, tütsü gibi alışkanlıklar, eski şamanik ritüellerin modern biçimleridir. Atalarımızdan gelen kültürel mirasları günlük hayatımızda tekrarlarız ve bunu çoğunlukla farkında olmadan yaparız.
Şamanizm Nedir?
Türklerin en eski inanç sistemi olan Şamanizm, insanın doğayla ve evrenle kurduğu derin bir bağın ifadesidir. Bu inançta her şey canlıdır; rüzgârın, suyun, ateşin, dağın bir ruhu vardır. “Kam” olarak adlandırılan şaman, bu ruhlarla insanlar arasında köprü kuran kişidir. Onun dünyasında doğa, yalnızca yaşanılan bir çevre değil; iletişim kurulabilen, dinlenebilen ve anlam taşır bir varlıktır. Gökyüzü Tengri’dir yani Tanrı’dır; yer ana, insan ise bu iki güç arasında bir denge unsurudur. Dolayısıyla Şamanizm, sadece bir inanç sistemi değil, varoluşu anlamlandırma biçimidir.
Modern Yaşamda Şamanik İzler
Bugün teknolojik, dijital ve kentleşmiş bir toplumda yaşasak da, kadim Şamanist düşüncenin izleri kültürün birçok alanında sessizce varlığını sürdürür.
Örnek olarak nazar boncuğu, kötü enerjiden korunma isteğinin sembolüdür. Eski Türklerde şamanlar da kötü ruhları uzak tutmak için tılsımlar taşır, belirli renkleri ve sembolleri kullanırlardı. Şimdi bebek arabalarına, evlere ya da arabaların aynalarına asılan mavi boncuklar, eski koruma ritüellerinin çağdaş bir biçimidir.

abd.artvin
Dilek ağaçları da benzer bir şekilde şamanik dünya görüşünün izini taşır. Şaman inancına göre ağaç, yer ile gök arasında bir eksendir; kökleri yer altına, dalları gökyüzüne uzanır. İnsan, bu eksen aracılığıyla dileğini Tanrı’ya iletir. Günümüzde hâlâ birçok insan, kutsal kabul edilen bir ağacın dalına bez bağlayarak dilek diler; bu davranış, aslında binlerce yıl öncesinden süregelen bir dua biçimidir.

Kadim inançlardan günümüze: Dilek ağacı geleneği
Altay Türkleri bebeklerin göbek bağını ağaç kabuğuna sararak eve veya çadıra yakın bir yere gömerdi. Günümüzde hâlâ yaşayan bu gelenek umay kültüyle bağlantılıydı. Çünkü eski türklerde umay hem bebekleri ve lohusaları koruyan ruhun adıydı hem de doğumda bebekle birlikte gelen plasentaya umay denirdi. Kazak ve Kırgız kadınları da toplu bir şekilde gidip plasentayı gömer ve etrafını tütsülerdi.
Şamanizmde Bir Ateş Ritüeli Olarak Alazlama
Alazlama Şamanist Türk, Moğol ve bazı diğer Asya halklarında uygulanan ateş tedavisidir. Yalazlama, alaslama gibi telaffuz biçimleri vardır. Hastalıkları tedavi etmek ve bazı kötü büyüleri ortadan kaldırmak adına uygulanan birtakım ateş ritüelleri alazlama olarak tabir edilir. Bir şeylerin üstünden ateş dolaştırmak anlamını da taşır. Alaz kelimesi alev ve ateş anlamlarına gelir. Kırmızı rengini ve yanıltma anlamlarını da ifade eder. Alazlamanın kötü ruhların bir nevi ateş ile kandırılmasını da ifade ettiği söylenebilir.

bilgeyik
Alazlama ritüeli, akşam karanlığının çökmesiyle yakılan ilk ateşle birlikte başlar. Ritüel sırasında ateş iyesi Alaz Han’dan yardım istenir. Şamanlar “Alaz! Alaz!” şeklinde bağırırlar. Hastanın etrafında kırmızı bir çaput yakılıp dolaştırılır. Alazlama esnasında söz konusu temizlenecek şey bir nesne ise bu nesneler ateşe tutulur. Alazlama uygulanan bir canlı ise sembolik olarak ateşe yakın mesafeden üzerinden atlatılarak dolaştırılır. Veyahut iki ateş arasından geçirilir. Böylece kötü ruhlar ve hastalık veren ruhlar korkup kaçar. Bu işlem Şamanist topluluklarda hâkim olan ateşin kötülüklerden arındırıcılığına ve temizleyiciliğine dair olan inanışın sonucudur.

https://eksiseyler.com/samanizm-kulturunden-bu-gunlere-kadar-gelen-bazi-turk-adetleri
Yenisey ve Altay Türklerinde alazlama işleminin, kayın ve ardıç gibi kutsal ağaçların bir parçasının yakılıp, dumanıyla icra edildiği de görülmektedir. Bu duman da yine ateş benzeri, işlemin muhatabı etrafında dolaştırılırdı. Anadolu coğrafyasında alazlamanın kızgın demirle dağlamak manası taşıdığı bilinmektedir. Eski Anadolu medeniyetlerinin de Şamanist toplumların, alazlama benzeri ateş kültü uygulamalarına da rastlanmakta. Bu işleminde yine tedavi niyetiyle yapıldığını araştırmacılar ortaya koymaktadır.
Alazlama Günümüzde Nasıl Var Oluyor?
Alazlamanın tanımına baktığımızda ve görselleri incelediğimizde aklımızda bir çağrışım yapıyordur. Baharın gelişini kutladığımız Nevruz Bayramı’nda ateşin üstünden atlamak, kötü enerjiden arınmak için adaçayı veya çeşitli otlar yakmak gibi ritüellerle tezahür ettiğini söylemek mümkün.
Gelenekten Modern Ritüellere Dönüşüm
Şamanik öğeler, zamanla dinî ve kültürel dönüşümlerden geçerek halk inançlarına, ardından da günlük alışkanlıklara karışmıştır. Artık kimse nazar boncuğunu “ruhlardan korunmak” için taktığını düşünmüyor ama “enerji kötü” demekten de geri durmuyor. Tütsü yakarken “arınıyorum”, dilek ağacına bez bağlarken “isteğim evrene gitsin” diyoruz. Sözcükler değişse de anlam aynı kalıyor: görünmeyen bir güçle iletişim kurma arzusu.
Modern yaşamın hızında bile insanlar, görünmez olana yönelme ihtiyacını kaybetmiyor. Bu da gösteriyor ki şamanik düşünce, artık bir inanç olmaktan çok, kültürel hafızanın içinde yaşayan sezgisel bir miras hâline gelmiş durumda.
Kaynakça
https://www.bilgeyik.com/samanist-bir-rituel-ornegi-alazlama-824
Celal Beydili: Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük
Deniz Karakurt: Türk Söylence Sözlüğü

Yorumunuzu Yayınlayın