Antarktika, dünyanın en güneyinde yer alan kıtadır. Üzerini ortalama 2.000 metre kalınlığında buz kaplar ve dünyadaki tatlı suyun yaklaşık yüzde 70’i bu buzlarda saklıdır. Bu kıtada sürekli yaşayan yerli bir halk yoktur.
19. yüzyıla kadar Antarktika, haritalarda çoğunlukla hayali veya bilinmeyen bir yer olarak kalmıştır. Bugün Antarktika, sadece bilimsel araştırmalar için değil; devletlerin egemenlik iddiaları, doğal kaynak arayışları ve stratejik amaçlar için de önemli bir alan hâline gelmiştir. Bu yazıda, kıtanın keşif tarihini, 1959’da kurulan uluslararası yönetim modelini ve günümüzde iklim değişikliği ile teknolojinin etkisiyle devletlerin kıtayı nasıl kullandığını incelemek istedim. Keyifli okumalar.

Kaynak: CEİD
Batı dünyasında Antarktika, uzun süre görülmeden önce varsayılarak düşünülmüştür. Antik Yunanlılar, dünyanın dengesi için güneyde de büyük bir kara parçası olması gerektiğini düşündüler. Bu fikir yüzyıllar boyunca haritalarda yer aldı. 18. yüzyılın sonlarında İngiliz denizci Kaptan James Cook, bu efsanevi kara parçasını bulmak veya yokluğunu kanıtlamak için görevlendirildi. 1772-1775 yılları arasındaki seferinde Cook, Antarktika Çemberi’ni geçen ilk denizci oldu. Kıtayı doğrudan görmemesine rağmen karşılaştığı dev buzdağları ve aşırı soğuk hava, orada bir kara olsa bile yaşam için elverişli olmadığını düşündürttü. Cook’un raporları, ”negatif keşif” olarak adlandırılır; yani neyin orada olmadığını göstererek haritadaki belirsizlikleri azaltmayı başarmıştır.

Kaptan James Cook, Army Cadets
İlk Görüş Tartışması
Antarktika’yı ilk kimin gördüğü hâlâ tartışmalıdır. Bu tartışma, bugün Rusya, Birleşik Krallık ve ABD arasındaki tarihsel prestij ve Antarktika Antlaşması içindeki hak iddialarının temelini oluşturmaktadır. 1800’lü yılların başında, birbirinden habersiz üç ayrı grup kıtaya yaklaşır.
Rus İmparatorluğu – Fabıan Gottlieb von Bellingshausen
Çar I. Aleksandr’ın emriyle yola çıkan Bellingshausen ve Lazarev, 28 Ocak 1820’de 69°21′ güney enlemine ulaştı. Seyir defterlerinde “buzdan dağlar” ve geniş buz sahaları gördükleri yazılıdır. Rus tarihçileri bunun bugünkü Prenses Martha Sahili olduğunu ve Rusların Antarktika’yı ilk görenler olduğunu savunur. Ancak Bellingshausen’in gördüğünü açıkça “kara” diye tanımlamaması, bu iddiayı bazı Batılı tarihçilerin sorgulamasına yol açmıştır. Yine de bu sefer, Rusya’nın Antarktika politikası için tarihsel bir dayanak sayılır.
- Kaynak: Alamy
- Kaynak: wikipedia
Birleşik Krallık – Edward Bransfıeld
İngiliz denizci Edward Bransfield, 30 Ocak 1820’de Trinity Yarımadası’nın ucunu gördü ve haritalandırdı. Bransfield’ın gördüklerini “kara” olarak tanımlaması ve ayrıntılı haritalar yapması, Birleşik Krallık’ın daha sonra öne sürdüğü toprak iddialarının güçlü kanıtlarından biridir.
- İngiliz Keşif Gemisi, Kaynak: The Times
- Edward Bransfield’ın Mezar Taşı, Kaynak: RTE
ABD – Nathaniel Palmer
Amerikalı fok avcısı Nathaniel Palmer, küçük gemisiyle Güney Shetland Adaları çevresinde av ararken 17 Kasım 1820’de Antarktika Yarımadası’nı gördü. Palmer’ın keşfi devlet destekli bir bilim seferi değil, ticari amaçlı bir girişimdi. Amerikan anlatısına göre Palmer 1821’de Bellingshausen ile karşılaşıp haritalarını göstermiştir; bu görüş Rus kaynaklarında tam doğrulanmamıştır. Yine de Palmer, kıtanın ticari potansiyelini ilk fark edenlerden biri olarak kabul edilir ve adı bugün bazı adalar ve bir araştırma istasyonunda yaşatılmaktadır.
- Nathaniel Palmer’ın Gemisi, Kaynak: The World
- Nathaniel Brown Palmer, Kaynak: Britannica
Kahramanlık Çağı (1897–1922)
17. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başı, Antarktika keşiflerinin “Kahramanlık Çağı” olarak anılır. Bu dönemde kıyıların haritalanmasından iç bölgelere, özellikle Coğrafi Güney Kutbu’na ulaşma çabalarına geçildi. Yarış, hem coğrafi keşif hem de ulusal onur ve teknolojinin sınandığı bir mücadeleydi.
Scott ve Amundsen
Roald Amundsen hız ve verimliliğe odaklandı. Köpekli kızaklar kullandı ve yerel hayatta kalma yöntemlerini benimsedi. Amundsen ve ekibi 14 Aralık 1911’de Güney Kutbu’na ulaştı ve sağ salim döndü. Robert Falcon Scott ise bilimsel araştırmayı ön planda tuttu ama kullandığı araçlar Antarktika koşullarına tam uyum sağlamadı. Scott ve dört arkadaşı 17 Ocak 1912’de kutba ulaştıklarında Norveç bayrağını gördüler; dönüşte hepsi hayatını kaybetti. Scott’ın günlükleri İngiliz kahramanlık anlatısının simgesi olmuştur.

Captain Robert Falcon Scott ve Ekibi, Kaynak: Forces News
Shackleton ve Endurance
Ernest Shackleton kutba ulaşamadı ama 1914–1917 seferinde yaşadığı kurtuluş öyküsü liderlik ve dayanışma örneği olarak anılır. Endurance gemisi buzlara sıkışıp battı; Shackleton, mürettebatını zorlu koşullarda güvenliğe ulaştırmayı başardı. Bu dönemin izleri bugün de sürüyor, birçok ülkenin üsleri ve araştırma gemileri, o yıllarda başlayan keşif geleneğinin devamı niteliğindedir.

Shackleton’un Gemisi Endurance, Kaynak: The Guardian
Antarktika Antlaşması Sistemi ve Hukuki Durum
II. Dünya Savaşı sonrası, Antarktika üzerindeki toprak iddialarının çatışmaya dönüşme riski ve Soğuk Savaş dönemindeki nükleer kaygılar, ülkeleri ortak bir çözüm aramaya yöneltmiştir. 1957–58 Uluslararası Jeofizik Yılı sırasında 12 ülke Antarktika’da birlikte çalıştı ve bu iş birliği Antarktika Antlaşması’nın yolunu açmıştır.

Kaynak: Australian Antarctic Program
1959 Antlaşması ve Kıtanın Statüsü
1 Aralık 1959’da imzalanan ve 1961’de yürürlüğe giren Antarktika Antlaşması, kıtayı barış ve bilim amaçlı bir bölge olarak ilan etmiştir. Antlaşma, askeri üs kurulmasını, silah denemelerini ve nükleer atık depolanmasını kesin olarak yasaklamıştır.
Madde IV ve “Dondurulmuş” Egemenlik
Antlaşma’nın en önemli maddesi Madde IV’tür. Bu maddeye göre:
– Mevcut toprak iddiaları ne tanınır ne reddedilir; dondurulur.
– Antlaşma varken yapılan hiçbir faaliyet (örneğin üs kurma veya keşif), yeni bir egemenlik iddiası oluşturamaz veya var olanı güçlendiremez.
– Yeni toprak iddiaları yapılamaz.
Bu düzenleme, birbirine karşı iddia ileri süren ülkelerle (örneğin Şili, Arjantin, İngiltere) iddia tanımayan ülkelerin (örneğin ABD, Sovyetler/Rusya) aynı masada oturup iş birliği yapmasını sağlayan pratik bir çözüm olarak değerlendirilir.
Madrid Protokolü ve Madencilik Yasağı
1980’lerde maden arama tartışmaları gündeme gelse de çevresel kaygılar nedeniyle CRAMRA adlı düzenleme reddedildi. Bunun yerine 1991’de kabul edilen Madrid Protokolü (Çevre Koruma Protokolü) yürürlüğe girdi. Protokolün Madde 7’si, bilimsel araştırma dışında her türlü mineral arama ve çıkarma faaliyetini süresiz olarak yasaklamıştır.
2048 Efsanesi ve Gerçek Durum
Madrid Protokolü’nün 2048’de otomatik olarak sona ereceği yaygın bir komplo teorisidir. Protokol süresizdir ancak yürürlüğe girmesinden 50 yıl sonra (yani 2048’de) herhangi bir danışman taraf, konuyu görüşmek üzere konferans talep edebilir. Madencilik yasağını kaldırmak için sadece çoğunluk oyu yetmez; tüm tarafların onayıyla bağlayıcı bir madencilik rejimi kabul edilmelidir. Bu nedenle bazı ülkelerin (örneğin Çin ve Rusya) stratejileri, 2048’deki olası tartışmaları hesaba katarak şekillenmektedir.

Antarktika’nın Bölgelere Ayrılmış Hali, Kaynak: Wikimedia Commons
Antarktika’nın Kullanım Amaçları ve Stratejik Eğilimler
Bugün ülkeler, Antarktika’daki varlıklarını genellikle bilimsel araştırma adı altında sürdürürlerken bu çalışmaların arkasında stratejik, ekonomik ve jeopolitik hedefler bulunmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri
ABD, kıtada resmi bir toprak iddiasında bulunmakla birlikte iddia etme hakkını saklı tutmaktadır. Stratejisi, kıtaya geniş erişim sağlamak ve Antarktika Antlaşması sisteminin istikrarını koruyarak diğer güçlerin etkisini sınırlamaktır. McMurdo İstasyonu büyük bir lojistik merkez olarak hizmet vermektedir, buradan hava desteğiyle kıtanın birçok noktasına ulaşma imkanı tanır. Amundsen-Scott İstasyonu ise Güney Kutbu’nda sürekli varlık gösterme amacının sembolüdür. Burada yürütülen çalışmalar ABD’nin bilimsel liderliğini güçlendirirken, ABD ayrıca antlaşma kapsamında üsleri denetleme hakkını aktif kullanan ülkelerden biridir.

McMurdo İstasyonu, Kaynak: Secret Atlas
Rusya Federasyonu
Rusya, tarihsel keşif iddialarını vurgulayarak Antarktika’daki varlığını kanıtlamaya çalışmaktadır. Sovyet döneminden kalma bir istasyon ağına sahip ve bu üsleri kullanarak bilimsel faaliyetler yürütmektedir. Rus gemileri uzun süredir sismik araştırmalar yaptığı için, bu çalışmaların kıtanın yeraltı kaynaklarını haritalamaya yönelik olduğu yönünde değerlendirmeler vardır. Zaman zaman denetimlerle ilgili gerilimler yaşanması, Rusya’nın faaliyetlerinin askeri veya istihbarat amaçlı olabileceği endişelerini artırmaktadır.

Rusya’ya Ait Vostok İstasyonu, Kaynak: Wikipedia
Çin Halk Cumhuriyeti
Çin, Antarktika’ya daha geç girmiş ama hızlı büyüyen bir aktör olarak karşımıza çıkar. Stratejisi, uzun vadede kaynak paylaşımı ve küresel denizcilik gücünü desteklemek üzerine kuruludur. Yeni üsler inşa ederek bölgedeki varlığını güçlendirmekte ve bazı tesisler stratejik konumları nedeniyle dikkat çekmektedir. Çin üslerinin çift kullanımlı (hem sivil hem askeri amaçlara hizmet edebilecek) teknoloji barındırma potansiyeli, özellikle navigasyon ve uydu verisi indirme gibi alanlarda güvenlik endişelerine yol açmaktadır.

Çin Halk Cumhuriyeti’ne Ait Qinling İstasyonu, Kaynak: Wikipedia
Toprak İddia Eden Ülkeler
Yedi ülke kıtanın belirli bölgelerinde egemenlik iddia etmektedir: Birleşik Krallık, Fransa, Norveç, Yeni Zelanda, Avustralya, Şili, Arjantin.
– Avustralya kıtanın büyük bir bölümünde hak iddia etmekte ve Antarktika’ya açılan lojistik kapı olarak Hobart’ı kullanmaktadır.
– Şili ve Arjantin kıtayı kendi topraklarının doğal uzantısı olarak görmektedir. Arjantin zaman zaman demografik yöntemlerle egemenlik iddiasını güçlendirmeye çalışmaktadır.
– Birleşik Krallık ise bölgedeki üsleri ve sembolik uygulamalarla (posta pulları, posta ofisleri gibi) egemenlik göstergesi sergilemeye çalışmaktadır.

Kaynak: Viking Cruises
Türkiye’nin Yaklaşımı
Türkiye Antarktika Antlaşması’na 1995’te taraf oldu ve 2017’den sonra daha aktif bir politika izlemektedir. Hedef, gözlemci statüsünden danışman ülke (karar alma hakkı olan taraf) statüsüne yükselmektir. Bunun için düzenlenen Ulusal Antarktika Bilim Seferleri (TAE) ile bilimsel varlığını güçlendirme çabasını görebiliriz. Türkiye ayrıca Horseshoe Adası’nda kalıcı bir bilim üssü kurmayı planlamaktadır. Bu üs, danışman ülke başvurusu için gerekli “önemli bilimsel araştırma” koşulunu sağlama amacıyla tasarlanmıştır.

Kaynak: TÜBİTAK
Buzun Altındaki ve Üstündeki Kaynaklar
Antarktika madencilik yasağına rağmen ekonomik açıdan çekici bir bölgedir. Hem buzun altında hem de yüzeyde bulunan kaynaklar, bilimsel ve ticari ilgiyi çekmektedir.
Biyoprospektif (Biyolojik Kaynaklar)
Antarktika’daki canlılar, aşırı soğuk, yüksek UV ışınımı ve kuraklık gibi zorlu koşullara uyum sağlamıştır. Bu canlıların ürettiği moleküller ilaç, kozmetik ve endüstriyel enzimler için çok değerlidir hatta bazen madenlerden daha kârlı olarak kabul edilir. Örneğin kril yağı, soğuğa dayanıklı proteinler ve bazı mikroorganizma enzimleri için patentler alınmıştır. Ancak Antarktika Antlaşması, biyolojik materyalin genetik dizilimleri ve bunların patentlenmesi konusunda açık kurallar getirmemiştir. Bu durum, “bilimsel veriler paylaşılmalı” ilkesi ile şirketlerin fikrî mülkiyet hakları arasında gerilim yaratmaktadır.

Kril Yağı
Kril Balıkçılığı ve Jeopolitik Gerilimler
Antarktika krili, Güney Okyanusu ekosisteminin temelidir; balinalar, foklar ve penguenler krille beslenir. Aynı zamanda omega-3 ve hayvan yemi endüstrisi için büyük bir kaynaktır. Uluslararası düzenleyici kurumlar kotayı belirlese de son sezonlarda avcılık rekor seviyelere ulaşmış ve kotanın büyük kısmı erken dolmuştur. Bazı ülkelerin filolarını büyütmesi, kaynak rekabetini ve bölgesel gerilimleri artırmaktadır. Ayrıca bazı ülkeler, planlanan büyük deniz koruma alanlarının ilanına veto vererek bu sahaları açık tutmaya çalışmaktadır.

Krill Balığı, Kaynak: British Antarctic Survey
Turizm ve Biyogüvenlik
Antarktika turizmi hızla büyümüştür, yılda on binlerce ziyaretçi kıtayı görmektedir. Ancak bu artış ekosisteme risk getirir. 2023–24 sezonunda yüksek patojenik kuş gribi tehdidi bölgeye ulaşınca tur operatörleri sıkı önlemler uygulamaya başlamıştır. Botların dezenfeksiyonu, yere oturmama, eşyaları yere koymama ve yaban hayata daha fazla mesafe gibi kurallar getirilerek hastalıkların penguen ve diğer türlere yayılmasını önlemek amaçlanmıştır.

Kaynak: Getty Images
Tatlı Su Kaynağı ve Buzdağını Çekme Fikri
Antarktika buzullarının dünya tatlı su rezervlerinin büyük kısmını içerdiğinden bahsetmiştik. 1970’lerden beri buzdağlarını kurak bölgelere çekme fikirleri tartışıldı fakat bazı fizibilite çalışmaları teknik olarak mümkün olduğunu gösterse de maliyetler ve çevresel etkiler çok yüksek bulundu. Zaman zaman su krizleri bu fikri yeniden gündeme getiriyor, ancak lojistik zorluklar ve ekosistem üzerindeki belirsiz etkiler nedeniyle henüz uygulanmamıştır.
Çevresel Güvenlik ve Bilimsel Gelecek
Thwaites Buzulu, Batı Antarktika’da yer alır ve dünya deniz seviyesini en çok tehdit eden buz kütlelerinden biridir. Tek başına deniz seviyesini yaklaşık 65 cm yükseltebilecek potansiyele sahiptir. 2024–2025 araştırmaları, buz sahanlığında çatlakların hızlandığını ve buzun ana karaya tutunduğu noktaların çözülmeye başladığını göstermektedir. Bilim insanları, hemen tam bir çöküş beklemese de erimenin hızlanıp geri dönülemez bir eşik oluşturabileceğini söylemektedir.

Thwaites ”Kıyamet” Buzulu, Kaynak: Evrim Ağacı
Uzay Araştırmaları
Antarktika’nın bazı bölgeleri, özellikle Dry Valleys, Mars’a en çok benzeyen yerlerden biridir. Bu yüzden NASA ve diğer uzay ajansları burada:
– Mars robotlarını test ediyor,
– İzolasyonun insan psikolojisi üzerindeki etkilerini inceliyor (kışlayan ekipler üzerinde),
– Kuru ve temiz atmosferi sayesinde kozmik mikrodalga arka plan ışımasını gözlemliyor.
Bu özellikler Antarktika’yı hem gezegen bilimleri hem de insan performansı araştırmaları için değerli kılmaktadır.

Kaynak: Cool Antarctica
Sonuç olarak, Antarktika güçlü devletlerin stratejik hesaplarının da sahası hâline gelmiştir. 1959 Antlaşması’nın kurduğu “barış ve bilim” dengesi, 2048’e yaklaşırken kaynak ihtiyacı olan bazı ülkelerin baskısıyla zorlanmaktadır. Çin’in yeni üsleri, Rusya’nın sismik çalışmaları, ABD’nin lojistik gücü ve Türkiye gibi yeni aktörlerin yükselişi, kıtanın geleceğinin yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda diplomatik ve stratejik kararlarla belirlendiğini göstermektedir. Buzulların erimesi hem büyük bir iklim krizi hem de buzun altındaki kaynaklara erişimi kolaylaştıran jeopolitik bir fırsat olarak görülüyor. Dolayısıyla Antarktika’nın korunması, uluslararası toplumun ortak fayda ile ulusal çıkar arasındaki hassas dengeyi koruyabilmesine bağlı olacaktır.
Kaynakça
- Antarctic Facilities Information – COMNAP, https://www.comnap.aq/antarctic-facilities-information
- Antarctic Geopolitics: Emerging Cracks in the Ice?, https://gjia.georgetown.edu/2021/02/03/antarctic-geopolitics-emerging-cracks-in-the-ice/
- Frozen Frontiers: China’s Great Power Ambitions in the Polar Regions – CSIS, https://features.csis.org/hiddenreach/china-polar-research-facility/
- History of Antarctica – Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/History_of_Antarctica
- 2. disc resources – Discovering Antarctica, https://discoveringantarctica.org.uk/wp-content/uploads/2015/11/2.-discov.pdf
- History of Antarctic explorers | Royal Museums Greenwich, https://www.rmg.co.uk/stories/maritime-history/history-antarctic-explorers
- Antarctic Discovery – Swoop Antarctica, https://www.swoop-antarctica.com/travel/advice/interesting-facts/discovery
- First Russian Antarctic Expedition – Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/First_Russian_Antarctic_Expedition
- Collett, Peter TITLE Antarctica: Discovery & Exploration. INST – ERIC, https://files.eric.ed.gov/fulltext/ED339658.pdf
- The Bellingshausen-Palmer meeting | Polar Record | Cambridge Core, https://www.cambridge.org/core/journals/polar-record/article/bellingshausenpalmer-meeting/5A989716079506DCBAC4C9EC3900AE9A
- History Of Antarctica Exploration & Expedition Timeline, https://www.antarcticacruises.com/guide/antarctic-exploration-history-and-expedition-timeline
- Living and working in Antarctica – Antarctic Glaciers,, https://www.antarcticglaciers.org/antarctica-2/people-in-antarctica/living-and-working/
- A Certain False Security: The Madrid Protocol to the Antarctic Treaty – Colorado Law Scholarly Commons, https://scholar.law.colorado.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1812&context=celj
- The Antarctic Treaty – What Happens in 2048?, https://www.asoc.org/ice-archive/the-antarctic-treaty-what-happens-in-2048/
- Protocol on Environmental Protection to the Antarctic Treaty (The Madrid Protocol), https://www.antarctica.gov.au/about-antarctica/law-and-treaty/the-madrid-protocol/
- Military and Security Developments Involving the People’s Republic of China 2024 – DoD, https://media.defense.gov/2024/Dec/18/2003615520/-1/-1/0/MILITARY-AND-SECURITY-DEVELOPMENTS-INVOLVING-THE-PEOPLES-REPUBLIC-OF-CHINA-2024.PDF
- British Antarctic Territory – Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/British_Antarctic_Territory
- Review of Scientific Research Conducted in Horseshoe Island Where Potential Place for Turkish Antarctic Base – Istanbul University Press, https://iupress.istanbul.edu.tr/en/journal/ijegeo/article/review-of-scientific-research-conducted-in-horseshoe-island-where-potential-place-for-turkish-antarctic-base







Yorumunuzu Yayınlayın