Türkçenin edebiyat dili olarak ne kadar gelişmiş olduğunu hepimiz biliyoruz. Ayrıca yaratıcı benzetmeler de işin içerisine girdiğinde oldukça zengin bir dil içeriğine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Peki çiçekler bu edebiyatın neresinde? Edebiyatta çiçeklerin yeri oldukça büyüktür. Sevgiliyi anlatmak amaçlı detaylarda mazmun olarak çoğu zaman kullanılır. Hiç dikkat ediyor muyuz genelde hangi çiçekler kullanılıyor ve neyi anlatmak için kullanılıyor? Çoğu zaman sevgiliyi anlatmak için kullanılsalar da arada bağ bahçe anlatımlarında da çiçeklerden söz edilir. Bunun dışında birden fazla mazmun bir arada kullanılabilir ve bir özelliği anlatmak isterken farklı çiçeklerden de yararlanılabilir. Divan edebiyatında daha çok gözlemlenir olsalar da günümüzde bile çiçekleri içeriklerde görmek mümkündür. Aslında edebiyatta çiçekler kendilerine bir yer edinmişlerdir ve asırlardır bu yerlerini koruyorlar.
ÇİÇEK MAZMUNLARI
Gelelim bu çiçekler hangi anlamda neyi anlatmak için kullanılır? Öncelikle en çok kullanılan için gül denilebilir. Gül, sevgilinin yüz güzelliğinden bahsetmek istendiğinde kullanılır. Gül kadar güzel ve hoş görünümlü olduğunu dile getirmek ister yazar. En az gül kadar çok kullanılan çiçeklerden biri de lale denebilir. Lale, servi boylu sevgilinin hassas yüzünü ve yanağını simgeler. Bir diğer çiçek nergistir. Nergis görünüşü açısından mahmur gözüken bir çiçektir ve bu çiçek de tam da bu yüzden kullanılır. Yazar sevgilinin mahmur gözlerine vurulduğunu ve onu hasta ettiğini söylemek isterse bu çiçekten yararlanır. Saçları anlatmak isteyen yazar sümbül çiçeğinden bahsetmeye başlar. Sümbül, sevgilinin saçının rengini ama çoğu zaman kokusunu anlatmak için tercih edilir. Yazar sevgilisinin beyaz, temiz, düzgün sinesini anlatmak ister ve burada yasemin çiçeği devreye girer. Yasemin çiçeği de görünümün temiz ve saf hissettirmesinden kaynaklı kullanılır. Bir başka çiçek reyhan. Reyhan, diğer çiçeklerin aksine daha az gördüğümüz bir çiçektir ama sevgilinin saçlarının bitimindeki ayva tüylerini anlatır. Dudakları anlatmak içinse birden fazla mazmun olmasına rağmen çiçek olarak gonca görülür. Gonca, sevgilinin dudaklarının küçüklüğünü ve aynı zamanda rengini temsil eder.

pexels
Bunlar haricinde çeşitli anlamlarda kullanılan başka çiçekler de vardır elbette ama en çok maruz kaldığımız bunlardır.
Mazmunlar anlama derinlik katarken aynı zamanda da içeriği zenginleştiren sözcüklerdir. Edebiyatın farklı dönemlerinde farklı durumlarda gördüğümüz bu mazmunlar aslında her dönem görülür. Günümüzde daha çok benzetilerek kullanılsa da divan edebiyatı döneminde seslenmelerde dahi kullanıldığını gözlemleriz. Bu bizlere aslında Türk edebiyatının dil zenginliğini kanıtlar. Her dil edebiyat dili olamaz ama Türkçe, edebiyat olmak için oldukça müsait bir dildir ve olmaya da devam ediyor. Kelimeleri evirip çevirip istediğimiz kalıplara ve anlamlara getirebilmek oldukça zordur lakin kullandığımız dil bunun için müsaittir. İşte tam da bu yüzden edebiyatımız özeldir.
SEVGİ DİLİ ÇİÇEK
Şairler sevgililerine olan aşklarını ve onları anlatmak isterken çiçeklerin naif ve hoş oluşlarından yararlanarak onlara iltifatlar ederler. Bazısı sevgilisinin mahmur bakan gözlerini nergise benzetir. O gözlerin onu hasta ettiğini dile getirir. Bazısı da dudaklarının küçücük yani ‘mim’ olduğunu söylemek için gonca çiçeğini örnek gösterir. Gonca kadar küçük ve kırmızı demektir bu.
Peki hayal ettikleri bu sevgili sadece çiçeklerle mi anlatılır? Aslında sevgiliyi anlatmak için çeşitli anlatımlar da mevcuttur. Kirpikleri ok, kaşları yay, burnu hokka… Bu gibi mazmunlarda edebiyattaki sevgili tanımını kapsar. Ama çiçekler anlatımlarda en çok yer edinen mazmunlardır. Çiçekler edebiyatta yer edindiği kadar hayatımızda da yer edinir. Hatta öyle ki günümüzde bile hâlâ sevgiliye iltifat edilirken kullanılır. Bu uzun zamandır süregelir. Yazdığımız notlarda veya şiirlerde benzetme amacı gütme olmasa dahi kullanılır. Bu da onları her yerde görmemize sebep olur.

Örnek olarak çiçeklerin kullanıldığı ve çok güzel anlatımların yapıldığı bu iki beyite bakabiliriz. Burada sevgiliyi anlatım söz konusudur. İki farklı şair iki farklı beyit ama yine mazmunlarda çiçekler mevcuttur.
Gül yüzün lâle ruhun sünbül-i terdir zülfün
Nâ-şüküfte dahi gül goncası nâzik dehenin
-Hisali
Beyitte anlatılmak istenen sevgilisinin yüzünün gül, yanağının lale, saçının sümbül ve dudaklarının ise henüz açılmamış gül goncası olduğudur. Yazar mazmunların birçoğunu bir arada kullanmış ve bu sayede güzel ve anlamlı bir içerik anlatımında bulunmuştur.
Dağıt menekşe saçları gül yanak üstüne
Saçgil abir u amberi gülzâre ey sabâ
-Ahmedi
Bu beyitte de sevgilinin saçlarını sümbül dışında başka bir çiçeğe benzetmiş menekşe demiştir. Menekşeye benzeyen saçları o gül yanağının üstüne dağıt diyerek lale yerine de gülü tercih etmiştir. İkinci dizede ise güzel kokularını gül bahçesine saç diyerek burada da gülü bir çiçek ve mazmun olarak değil de gerçek anlamında kullanmıştır.
KAYNAKÇA:
- https://nergihanyesilyurt.wordpress.com/2010/12/21/divan-siirinde-cicek-motifi-kucuk-notlar/
- https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/turkistandan/turk-edebiyatinda-ciceklerin-dili/639c9d4d01a30a3a0c660992

Yorumunuzu Yayınlayın