Masallar, insanlığın en eski anlatı formlarından biridir. Sözlü kültür ortamında doğan, kuşaktan kuşağa aktarılan ve toplumların ahlaki, psikolojik, sosyal kodlarını taşıyan bu anlatılar yalnızca çocuklara hitap eden basit hikâyeler değildir. Aksine masallar, bir toplumun hayata bakışını, korkularını, umutlarını ve ideallerini semboller aracılığıyla aktaran güçlü kültürel metinlerdir. Ancak içinde yaşadığımız dijital çağ, masalların yalnızca anlatılma biçimini değil; algılanma, tüketilme ve aktarılma şeklini de köklü biçimde dönüştürmektedir.

Dijital Çağda Masallar: Geleneksel Kültürün Medya ile Buluşması

Dijital çağda masallar, bu dönüşümün merkezine yerleşerek masalların geçirdiği evrimi sözlü kültürden dijital kültüre doğru dönüştüğünü gösterir. Masal, folklorun sabit ve değişmez bir unsuru değil; toplumsal şartlara göre biçimlenen, yaşayan bir kültürel organizmadır.

Masal anlatıcılığı tarih boyunca belirli mekânlara ve bağlamlara bağlıydı: Köy odaları, tandır başları, uzun kış geceleri… Anlatı yalnızca sözden ibaret değildi; beden dili, tonlama, mimikler ve dinleyiciyle kurulan doğrudan bağ, masalın etkisini belirleyen temel unsurlardı. Dijital çağda ise bu anlatı ortamı, ekranlara taşınmış; masallar televizyon programlarına, çizgi filmlere, oyunlara ve mobil uygulamalara dönüşmüştür.

Çizgi filmler ve animasyonlar aracılığıyla masallar, yalnızca yeniden anlatılmamakta, aynı zamanda yeniden inşa edilmektedir. Keloğlan gibi geleneksel tipler, çağdaş estetikle, yeni hikâye örgüleriyle ve farklı karakter ağlarıyla yeniden üretilmektedir. Bu durum, bir yönüyle geleneğin canlılığını koruduğunu gösterirken, diğer yönüyle masalın özgün bağlamından koparılarak tüketime hazır bir ürüne dönüşmesi riskini de taşımaktadır.

Motifler ve Kültürel Belleğin Şifreleri

Masalların yapı taşı olan motifler, kültürel belleğin en yoğun biçimde saklandığı alanlardır. Ejderha, kötü üvey anne, sihirli eşya ya da bilge ihtiyar gibi unsurlar yalnızca anlatının estetik unsurları değil; kolektif bilinçaltının sembolleridir. Motif kavramı yalnızca teknik bir sınıflandırma aracı olarak değil; kültürel sürekliliğin temel anahtarıdır.

Ancak dijital ortamda üretilen yeni anlatılarda bu motiflerin çoğu bağlamından koparılmakta ya da yüzeyselleştirilmektedir. Masallara hız kazandıran dijital mecralar, aynı zamanda derinliği azaltma tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Geleneksel anlatılardaki yavaşlık, tekrar ve detay; yerini hızlı tüketilen, görsel ağırlıklı ve dramatik yapay etki üretmeye odaklı içeriklere bırakmaktadır.

Dijital Hikâye Anlatımı ve Yapay Zekâ: Yeni Anlatıcılar

Yapay zekâ destekli araçlar artık masal yazabilmekte, alternatif hikâyeler üretebilmektedir. Bu durum, masal anlatıcısının tarihsel rolünü tartışmaya açmaktadır: Masalı anlatan kimdir artık? İnsan belleği mi, algoritma mı? Yapay zekâ tarafından üretilen masallar, teknik olarak düzgün ve yaratıcı görünse de geleneksel masalın en önemli unsurlarından biri olan “performans boyutunu” barındırmaz. Çünkü masalı masal yapan yalnızca anlatılan değildir; anlatıldığı bağlam, dinleyiciyle kurulan ilişki ve anlatıcının kültürel kimliği metnin ruhunu belirler. Yapay zekâ ise bağlam üretmez; yalnızca metin oluşturur.

Burada ortaya çıkan temel sorun, masalın insan deneyiminden koparak dijital bir simülasyona dönüşmesidir. Bu, masalın metin olarak yaşayabileceği fakat kültürel pratik olarak zayıflayabileceği anlamına gelir.

Dijital Arşivler: Kültürel Hafızanın Yeni Mekânları

Dijitalleşme yalnızca bir yozlaşma alanı değildir. Aynı zamanda güçlü bir koruma aracı olabileceğini göstermesidir. Ulusal projeler aracılığıyla masalların arşivlenmesi, kayıt altına alınması ve erişilebilir kılınması, kültürel miras açısından büyük bir kazanımdır. Dijital ortam, doğru kullanıldığında masalları yalnızca saklayan değil, yeniden görünür kılan ve yaşatan bir alan olabilir. Ancak bu noktada nicelik değil, nitelik öncelikli olmalıdır. Yığını değil; anlamı koruyan bir dijitalleşme anlayışı gereklidir.

Masal Değişiyor, Hikâye Devam Ediyor

Masallar dijital çağda yok olmamaktadır, biçim değiştirmektedir. Ancak biçimin değişmesi, özün korunması sorununu da beraberinde getirir. Bugün karşı karşıya olduğumuz temel mesele, masalı yalnızca “içerik” olarak mı göreceğimiz, yoksa onu insan deneyiminin derinlikli bir anlatısı olarak mı yaşatacağımızdır.

Dijital çağ, masalları modernleştirmiştir; fakat aynı zamanda onları kırılgan da kılmıştır. Gelenekle teknoloji arasında kurulacak sağlıklı bir köprü, masalların yalnızca geçmişin hatırası değil; geleceğin anlatısı olmasını sağlayacaktır.

Kaynakça

  • Aksoy, H. (2023). ChatGPT’nin Masal Anlatıcılığı Üzerine Etkileri.
  • Bağrıyanık, M. F. (2018). Dijital Kültürün Sosyolojik Boyutları.
  • Ong, W. (1982). Sözlü ve Yazılı Kültür.
  • Sakaoğlu, S. (2002). Gümüşhane ve Bayburt Masalları.
  • Miçooğulları, M. & Kılıç, M. (2021). Türk Masal Külliyatı ve Dijital Bellek.
  • Özdemir, M. (2022). Dijital Kültürde Keloğlan.
Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları, yazar(lar)ına aittir.
Bu içerik, Temsil.org editör ekibinin ve bu sitedeki diğer içerik üreticilerinin görüşlerini yansıtmaz.