Öğretmenler Odası, İlker Çatak’ın 2023 yılında Almanya’da vizyona giren filmidir. Türkiye’de geçtiğimiz günlerde yayınlanan film, psikolojik gerilim türündedir. Film, Almanya’da oldukça ses getirmiş, birçok ödül almış ve Oscar’a aday gösterilmiştir. Filmde olaylar, tek bir mekanda, yani okulda gerçekleşir. Okul özelinde ahlak, özgürlük, iktidar ve güç gibi kavramlar eleştirilir.

Filmin başından sonuna kadar gergin bir ortam hakimdir. Oldukça akıcı olan film, temel olarak bir hırsızlık olayını ele alır. Filmin başrol oyuncularından Carla, okulda hem beden eğitimi hem de matematik dersleri vermektedir. Carla’nın kendine özgü eğitim tarzı, onu idealist bir öğretmen yapar. Çocukları anlamaya çalışır ve hiçbir çocuğa ayrımcılık yapmaz. Sınıfta Türk öğrencilerin bulunması, İlker Çatak’ın etnik kökenli ayrımcılığa olan duyarlılığından kaynaklanıyor olabilir mi? Kendisi Almanya’da yaşayan, genç yaşta birçok başarıya imza atmış, Türk asıllı bir yönetmendir.

Sonu gelmeyen hırsızlık vakalarının artmasıyla okul yönetimi, öğrenciler üzerinde baskı kurarak onları konuşmaya zorluyor, sınıflarda aramalar yapılıyor. Öğretmenimiz Carla ise bu durumdan oldukça rahatsız. Çocukların baskı altında olduğunu ve özgürlük alanlarına müdahale edildiğini düşünüyor. Öğretmenler ve öğrenciler arasında sıkışıp kalan Carla, iki tarafa da ait olamıyor. Öğretmenlere karşı direnirken, çocuklara da sabırlı ve daha ılımlı yaklaşmaya çalışan Carla, bir gün öğretmenler odasında bir öğretmenin kumbaradan bozukluk aldığını görür. Bu durum üzerine kendi araştırmasını yapmaya karar verir.  Cüzdanını, ceketinin cebine koyarak bilgisayar kamerasını açık bırakıp odadan ayrılır. Geri döndüğünde, videoda birinin ceketinden cüzdanını aldığını görür ancak görünen sadece bir koldur. Bu kolun, çiçekli gömlek giyen birine ait olduğunu fark eder.

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ

Carla eğitim sistemi, özgürlük gibi kavramların arasında sıkışıp kalmıştır. Diğer öğretmenler kolayca birilerini suçlarken, o buna karşı çıkmış ve bunun doğru olmadığını söylemeye çalışmıştır. Birini suçlamaya böylesine karşı olan Carla, yönetime gidip diğer çalışanı şikayet etmiştir. Burada ortaya başka bir konu çıkar: Özel hayatın gizliliği. Bir hırsızı izinsiz görüntülemek, Carla’yı bambaşka bir ortamın içine sürükler. Görüntülerde hırsızlığı yapan kişinin yüzünü görmeyiz, sadece bir kol görürüz. Ama o zamanda öğretmenler odasında bulunan kişi sayısı sınırlıdır ve bu kişilerin içinden sadece biri o çiçekli gömleği giymektedir. Hırsızlığı yapanın kim olduğu açıktır ancak film boyunca bu net bir şekilde dile getirilmez. Hırsızlık olayını araştırma süresi, kişilerin suçlanması, etik ve ahlaki değerler gibi birçok konu daha fazla ön plana çıkar. Ancak hırsızlık eylemini gerçekleştiren kişi, manipülatif cümlelerle bunu reddeder.

Hırsızlık, filmin ana konusudur ve film boyunca devam eder. İzleyiciyi sürekli merakta bırakarak kendisini izletmeyi başarır. Filme gerilim havası hakimdir ve bu açıdan oldukça başarılıdır. Kullanılan müzikler ve kamera açıları, bize bu duyguyu hissettirir.

SANSÜRÜN ARKASINDAKİ KORKU

Carla’nın idareye bildirdiği kişi kendi sınıfındaki öğrencisi Oskar’ın annesidir. Oskar, sessiz olmasına rağmen matematik dersinde başarılı bir öğrencidir. Carla, tahtaya bir matematik sorusu yazar. Başrollerden biri olan Oskar, bu soruyu cevaplar. Öğrencilerden Hatice, varsayımlar üzerinden bu soruyu cevaplarken; Oskar ise bunu ispat eder. Bütün bu hırsızlık olayı varsayımlar üzerinden ilerlerken; Carla bunu ispat eden kişidir. Ama kullandığı yöntemle eylemi yapan kişiden daha fazla sorgulanır. Bütün suçlamalar ona yönelir.

Sınıf arkadaşları Oskar’a destek vererek, Carla’ya ortak bir tepki gösterirler. Zaman zaman kendi aralarında kavga eden, birbirlerini suçlayan, zorbalayan bu sınıf, bir noktadan sonra beraber hareket eder. Okul gazetesinde Carla’nın sözleri çarpıtılır ve üzerine suçlayıcı bir haber yazılır. Bunun üzerine öğretmenler gazeteyi yasaklar. Burada sansür kavramını da görürüz. Öğrencilerin yazdıkları, öğretmenleri korkutur ve tartışmalara sürükler. Öğrenciler üzerinde otorite sahibi olan öğretmenler, onların eylemlerinden çekilir ve onu kontrol altında tutmak ister. Öğrenciler ise kendi hakları konusunda oldukça bilinçlidir.

“SIFIR TOLERANS”

Oskar ise Carla’ya saldırmaya devam eder. İsteği ise Carla’nın herkesin önünde annesinden özür dilemesidir. Oskar’ın bu saldırgan tutumu, fiziksel bir saldırı ile de sonuçlanır. Okul yönetimi ‘’sıfır tolerans’’ ilkesi ile hareket eder ve Oskar’ın uzaklaştırma almasını, okuldan atılmasını ister. Carla, onun bir çocuk olduğunun bilincinde olup sadece herkesin biraz sakinleşmesini ister. Daha ılımlı, hoşgörülü bir öğretmen olmasına rağmen, bir süre sonra bu niyeti yüzünden kendisini istemediği durumlarda bulur. Veli toplantıları, öğretmenler odası ve sınıftaki eylemleri sorgulanır.  Tuvalete koşup çöp poşetine nefes alıp vererek sakinleşmeye çalışan Carla’nın sıkışıp kalmışlığını çok iyi hissederiz. Onun içinde bulunduğu durumun, sınıfta çığlık atmak istemesi kadar zorlayıcı olduğunu anlarız.

Tüm bunların ardından uzaklaştırma alan Oskar, yine de sınıfa gelip kendi yerine oturur. Bu hareket, Carla’yı ve diğer öğretmenleri paniğe sürükler. Oskar’ın kendi yerine oturması nedeniyle diğer öğrenciler yan sınıfa tahliye edilir. Carla, diğer öğretmenlerden yardım ister. Öğretmenler gelip Oskar’a sınıftan çıkması gerektiğini aksi takdirde polise haber vermek zorunda kalacaklarını söyler. Gerçekten de filmin sonunda iki polisi Oskar’ın sandalyesini tutarak okuldan çıkarışını görürüz. Bir kral gibi…

İnsanların birbirlerini kolayca suçlaması ve etnik köken yüzünden bazı ön yargıları ele alan bu filmde iktidar, haklar ve birçok temayı sorgulayan bu okul, toplumun küçük bir minyatürü gibidir.

Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları, yazar(lar)ına aittir.
Bu içerik, Temsil.org editör ekibinin ve bu sitedeki diğer içerik üreticilerinin görüşlerini yansıtmaz.