Bırakın insanların üzerinde farklı kıyafetler olmasını, artık farklı mağazalarda bile farklı kıyafetler göremiyoruz. Inditex grubu bunun yürütücüsü, hatta öncüsü olabilir mi; neden giderek tek tipleştik? Güncel giyim kültürü üzerinden sosyolojik bir bakış.

“Eskiden renkler vardı Gülfem,” dediğinizi duyar gibiyim. Hepimiz zaman zaman hayatın giderek renksizleştiğini, tek tipleştiğimizi ve eski günlerin verdiği tadı artık hiçbir şeyden alamayacağımızı fark etmişizdir. Tam da bu noktadaki bir serzenişle konuyu ele alacağım. Bu yazıda; giyim tarzlarımızın da tıpkı hislerimiz ve deneyimlerimiz gibi nasıl tek tipleşerek sıkıcılaştığını, bu süreçte Inditex grubunun nasıl bir rol oynadığını konuşmak istedim.

AYNI CADDENİN FARKLI MAĞAZALARI

Bir alışveriş merkezine girdiğimizde farklı mağazaları geziyor olsak da artık çoğu zaman benzer renk paletleri, benzer kesimler ve kombinlerle karşılaşıyoruz. Bej, siyah, gri ve beyaz tonları raflara hâkim; kalıplar, düz kesim pantolonlar, minimalist tasarımlar ve birbirini andıran koleksiyonlar, neredeyse her mağazada “tıpkısının benzeri” olarak karşımıza çıkıyor.

Bu durumun bir tesadüf olmadığını biliyoruz. Özellikle hızlı moda anlayışıyla çalışan markalar, dünya genelinde aynı trendleri takip ediyor. Buna yönelik olarak tüketicinin talep edeceği düşünülen ürünleri eş zamanlı olarak piyasaya sürüyorlar. Sonuç olarak seçenek sayısı fazla gibi görünse de estetik çeşitlilik ve mağazalardaki özgün ürün sayısı giderek azalıyor.

Oggusto

INDITEX VE KÜRESEL MODA DİLİ

Özellikle genç kesimin uğrak noktası olan Zara, Bershka, Stradivarius ve Oysho gibi markaları bünyesinde barındıran Inditex grubu, günümüz moda endüstrisinin en etkili aktörlerinden biri haline geldi. Grubun bu başarısının temelinde; trendleri çok hızlı analiz etmesi, hızla akan algoritmaları kullanması ve tüketici reflekslerini anında mağaza raflarına taşıyabilmesi yatıyor.

Ancak bu hızın kaçınılmaz bir sonucu var: Moda, yerel kimliklerden ve özgün tarzlardan uzaklaşarak tamamen küreselleşiyor. İstanbul’da, Paris’te ya da Tokyo’da yaşayan insanlar artık benzer mağazalardan alışveriş yapıyor ve benzer estetik kodlarla giyiniyor. Böylece modanın, bireysel farklılıkları vurgulayan bir alan olmaktan çıkıp küresel bir standardın yeniden üretildiği stereotipleşmiş (kalıplaşmış) bir sisteme dönüştüğünü söylemek yanlış olmayacaktır.

BERSHKA

FARKLI GÖRÜNME İSTEĞİ VE BENZERLEŞME PARADOKSU

İşin ironik tarafı ise herkesin “farklı” görünmek istemesi. Moda endüstrisi, pazarlama stratejilerinde bireyselliği ve özgünlüğü teşvik eden bir söylem kullanırken, arka planda milyonlarca kişiye birbirinin aynı ürünleri sunuyor. Sonuçta insanlar, aslında özgün olmaya çalışırken birbirlerine daha çok benzemeye başlıyorlar.

Modanın temelinde hem bir gruba ait olma hem de diğerlerinden farklılaşma isteği bulunur. İnsanlar bir topluluğa dahil olmak isterken, aynı zamanda kendilerini özel hissetme ihtiyacı da duyarlar. Günümüzdeki Inditex sürecini de içine alan modern moda kültürü, bu iki zıt ihtiyacı aynı anda karşılamaya çalışırken ortaya devasa bir benzeşme çıkarıyor. Doğal bir süreç olarak bunu tek tipleşme izliyor.

WANNART

RENKLER NEREDE GÜLFEM?

Son yıllarda özellikle nötr tonların (toprak ve gri tonları) yükselişi dikkatinizi çekmiştir. Bunun arkasında yalnızca estetik tercihler değil, tamamen tüketim odaklı piyasa alışkanlıkları bulunuyor. Markalar, daha kolay kombinlenebilen ve daha geniş kitlelere hitap eden risksiz ürünlere yönelerek üretim tercihlerini buna göre şekillendiriyor. Siyah bir ceket ya da bej bir pantolon çok daha fazla kişiye satılabiliyorken, canlı renkler artık daha sınırlı ve niş bir tüketici grubuna sesleniyor.

Bu nedenle piyasa mantığı, çeşitlilikten çok güvenli hissettiren tercihlere odaklanıyor. Böylece mağazalar risksiz satışlar yapıp kârını garantilerken, sokaktaki insanlar giderek tek tipleşiyor, renksizleşiyor ve aynı görsel şablonun birer parçası haline geliyor.

VOGUE TÜRKİYE

KAYNAKÇA

  • Filiz, H. (2020). KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARININ STANDART İÇERİKLERİ EKSENİNDE OLUŞAN TEK TİP BİREYLER. Questa Soft. https://www.ceeol.com/search/article-detail?id=963050
  • Aftab, M. A., Yuanjian, Q., Kabir, N., & Barua, Z. (2018). Super responsive supply chain: the case of Spanish fast fashion retailer Inditex-Zara. International Journal of Business and Management, 13(5), 212. https://doi.org/10.5539/ijbm.v13n5p212
  • Orel, F. D., & Arık, A. (2020, December 16). Sosyal medya pazarlama faaliyetlerinin çevrimiçi tüketici katılımı ve satın alma niyeti üzerindeki etkisi: Moda markaları örneği. https://dergipark.org.tr/en/pub/erusosbilder/article/841851
Bu içeriğin her türlü sorumluluğu ve hakları, yazar(lar)ına aittir.
Bu içerik, Temsil.org editör ekibinin ve bu sitedeki diğer içerik üreticilerinin görüşlerini yansıtmaz.